 |
|
 |
Genç Etkinlik Sergileri
1980’li yılların ikinci yarısında liberal ekonominin gelişimine koşut olarak sanat pazarı oluşur ve sergi sayısında artış görülür. Cumhuriyet’in erken dönemlerinde, Osmanlı döneminden beri süregelen Galatasaray Sergileri (1916-1951), Cumhuriyet döneminde oluşan Müstakil Ressamlar ve Heykeltraşlar Birliği (1929-1932), “d” Grubu (1933-1951), Yeniler Grubu (1940-1951), Onlar Grubu (1947-1952), Tavanarası Ressamları (1951-1952) gibi sanatçı gruplarının sergileri ve devletin kültür politikalarının sonucu olarak ortaya çıkan Halkevi Sergileri, İnkılap Sergileri, Devlet Resim ve Heykel Sergileri gibi kısıtlı sayıda sergi açılmıştır. Bunlardan, Cumhuriyet ideolojisinin kültür sanat alanındaki yapılanmalarından biri olarak başlayan Devlet Resim ve Heykel Sergileri (1939-), günümüze dek uzansa da, ilk dönemlerdeki etkisini yitirmiştir. 1950’lerden itibaren devletin kültür sanat alanındaki etkinliğinin giderek azaldığı görülür. 1970’lerden başlayarak serbest piyasa ekonomisinin etkili olması sanat alanındaki etkinliğin özel kurumlara geçmesine yol açmıştır. Bu durum, 1980 sonrasında kendini daha da belirgin bir biçimde göstermiştir. 1967 yılında başlayan DYO, 1981 yılında başlayan Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı ve ESBANK Yunus Emre gibi yarışmalı sergiler özel kurumların sanata verdikleri desteğin ilk örnekleri arasında sayılabilir.
1980 sonrası sanat ortamının ve sanatının 1970’lerin sonlarında şekillenmesine koşut olarak, 1970’lerin ikinci yarısında sergileme biçimlerinde de değişiklik görülmeye başlanır. Bu yıllarda Devlet Resim ve Heykel Sergisi sanat ortamının tek “toplu” sergisi olmaktan çıkar ve ilk kez bu yıllarda sanatçılar, çeşitli resmi ve özel kuruluşların desteğiyle bir araya gelerek alternatifler üretmeye başlarlar. Bu etkinliklerin ilki, Uluslararası İstanbul Festivali kapsamında, İstanbul Arkeoloji Müzeleri’ni Sevenler Derneği tarafından 1974-1977 yılları arasında gerçekleştirilen Açık Hava Resim-Heykel ve Seramik Sergisi olur. Açık Hava Resim-Heykel ve Seramik Sergisi, ilk düzenlendiği yıldan son düzenlendiği 1977 yılına kadar ilgi çeken bir sergi olsa da, genç ve yaşlı kuşağın bir arada yer aldığı karma bir sergi niteliğinden öteye gidememiştir. 1977 yılında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde düzenlenmeye başlanan Yeni Eğilimler Sergileri ise, Türkiye sanat ortamında “yenilik”, “çağdaşlık” gibi kavramların tartışılmaya başlandığı ilk etkinlik olması ve ardından gelen sergilere zemin hazırlaması nedeniyle, 1980 sonrası sergileme biçimlerinin dönüşümüne yol açmıştır. Yeni Eğilimler Sergisi’nin ardından, 1980 yılında Resim ve Heykel Müzeleri Derneği’nin bir girişimi olan [1] ve Günümüz Sanatçıları İstanbul Sergileri düzenlenmeye başlamış, 1984-1988 yılında, günümüzdeki sanatçı inisiyatifleriyle karşılaştırılabilecek bir biçimde, bir grup sanatçının kendi gayretleriyle düzenledikleri Öncü Türk Sanatından Bir Kesit Sergileri düzenlenmiştir. Bir devlet kurumu tarafından organize edilen Yeni Eğilimler Sergileri, bir dernek tarafından organize edilmeye başlanan ancak sonraki yıllarda özel kurumların desteğini alarak devam edebilen Günümüz Sanatçıları İstanbul Sergileri ve bir sanatçı inisiyatifi mantığıyla işleyen Öncü Türk Sanatından Bir Kesit Sergileri devam ederken Türkiye sanat ortamı uluslararası etkinliklere kapısını açmıştır. Bu uluslararası etkinliklerden ilki, aslında 1980 sonrası “çağdaşlaşma” politikalarının bir sonucu gibi görünen ve amacına ulaşamayan Uluslararası Asya-Avrupa Sanat Bienalleri; ikincisi ise, günümüzde de sürmekte olan ve güncel sanat dinamiklerini yakalayarak İstanbul’u bir çekim merkezi haline getiren Uluslararası İstanbul Bienalleri’dir.
1980’lerden günümüze uzanan süreçte, disiplinler-arasılıktan disiplinler-aşırılığa doğru bir dönüşüm gösteren sergileme biçimleri Türkiye sanat ortamına girer. Bu sergilerin en önemli örneği, UNESCO AIAP Ulusal Komitesi Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği (UPSD) tarafından düzenlenen Genç Etkinlik Sergileri’dir.
Yukarıda isimleri sayılan ve aşağıda da alt bölümler halinde açıklanan bu sergilerin ard zamanlı değil; eş zamanlı sergiler oldukları gözden kaçırılmaması gereken bir olgudur. Örneğin 1987 yılında 6. Yeni Eğilimler Sergisi düzenlenirken, Öncü Türk Sanatı’ndan Bir Kesit Sergileri’nin dördüncüsü açılmış ve Uluslararası İstanbul Bienali başlamıştır. Aynı şekilde Genç Etkinlik Sergileri’nin ilkinin düzenlendiği 1995 yılında, Uluslararası İstanbul Bienali’nin dördüncüsünün düzenlenmiş, bienal sistemi ülke pavyonları yerine tek seçicili küratörü tercih ederek kendi içinde bir dönüşüme sahne olmuştur. Burada alt başlık olarak verilen küratörlü sergilerin başlangıcının da, 1980’lerin ikinci yarısına rastladığı düşünüldüğünde, 1980’lerin ortalarında sergileme biçimlerinde bir çeşitlilik yaşanmaya başlandığı öne sürülebilir.
1980 sonrasında devletin kültür sanat alanından uzaklaşması, liberal ekonominin sanatçıya sağladığı ortamları (sanat galerileri) daraltması, genç sanatın/genç sanatçının kendine bir sergi mekânı bulamaması gibi sorunlar alternatif çözüm olarak toplu sergileme biçimlerini getirmiştir. Sergileme biçimlerinin değişimi ve dönüşümü, kuşkusuz, sanatın alanlarının/sınırlarının genişlemesiyle de birebir ilişkilidir. 1980 sonrasında sanatın beslendiği alanlar, gündelik yaşam, popüler kültür, sokak jargonu, politik dil, felsefe gibi çeşitli alanları da kuşatacak şekilde genişlemiştir. Sanatçının farklı disiplinlerden yararlanarak kullanmaya başladığı yeni dil, önceleri sanatı disiplinler-arası bir boyuta taşımış; ancak çeşitli disiplinlerin bir araya gelmeleriyle, birbirlerinden etkilenmeleriyle ortaya çıkan yeni dil, disiplinleri de dönüştürdüğünden sanatta da disiplinler-aşırılık çağına gelinmiştir. Bir başka deyişle, Yeni Eğilimler Sergileri, Günümüz Sanatçıları İstanbul Sergileri, Öncü Türk Sanatından Bir Kesit Sergileri ile başlayan disiplinler-arası sanat, küratörlü sergiler, Genç Etkinlik Sergileri ve İstanbul Bienalleri ile birlikte disiplinler-aşırılığa yönelmiştir.
Genç Etkinlik Sergileri, 1995-1998 yılları arasında UNESCO AIAP Ulusal Komitesi Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği (UPSD) tarafından dört kez düzenlenmiş ve genç sanatçılara kendini tanıtma imkânı yaratmayı hedeflemiş bir sergi etkinliğidir. Dönemin UPSD Başkanı Hüsamettin Koçan, 1-9 Temmuz 1995 tarihleri arasında düzenlenen I. Genç Etkinlik Sergisi’nin amaçlarını açıklarken, yakın tarihimizin her kriz döneminde, gençleri merceğine yerleştirip, onları yeniden boyutlandırdığını ve bu işin 27 Mayıs’ta, 12 Mart’ta ve 12 Eylül’de değişik kalibrelerde ele alındığını vurgular. Koçan’a göre, 27 Mayıs özgürleştirme projesidir, 12 Mart, bu özgürlükleri kullanmak isteyen gençliğin, sisteme kafa tutmasını içine sindiremeyince kanlı sonuçlanmış ve gençlik, özgürlük alanından uzaklaştırılmış, 12 Eylül ise, gençliğin iyiden iyiye içe çekilmesi için son düzenleme olmuştur. Bu nedenle genç kuşak toplumsal sorumluluk alanından uzak durmakta çünkü içinde yaşadığı topluma güvenmemektedir. [2] 1980 sonrası dönemde apolitize edilmiş ve sınırların içine hapsolmuş bir genç kuşak söz konusudur ve Genç Etkinlik Sergileri de, bu genç kuşağa sözünü söyleyebilme olanağı sunmak ister. Koçan’ın, “Genç Etkinlik, sanat alanında gerek eğitim, gerekse sanat ortamı tarafından tarif edilmekte ve bir bakıma kısıtlanmakta olan genç kuşak sanatçılarına ve sanatçı adaylarına, özgür ve denetimden uzak bir söylem alanı açma projesidir.”[3] ifadesi de bunu desteklemektedir.
Türkiye’de devletin kültür alanına ayırdığı yetersiz bütçe içerisinde sanata ayrılan miktar düşünüldüğünde, bu koşullar altında sanatın nesnelleşmesinin güç olduğunu, var olan olanakların da konvansiyonel-tradisyonel ürünler tarafından absorbe edildiğini ve bu noktada avant-garde, yeniye yönelimli ve deneysel genç sanatçıların kendilerini ifade edebilme olanağının oldukça güçleştiğini Koordinasyon Kurulu adına dile getiren Mürteza Fidan ve Hakan Onur, Genç Etkinlik Projesi tarafından üç ana ilkenin saptandığını belirtir: “Proje uygulama komisyonunda yer alanlar ve etkinliğe katılanların yaşının 35 ile sınırlandırılması, tüm sanat disiplinlerini kapsıyor olması ve sanat yapıtlarının avant-garde, yenilikçi, deneysel olma esası.”[4] Saptanan bu ilkeler dışında da sanatçı ve sanat yapıtları hakkında denetleyici veya karar verici hiçbir mekanizmaya yer verilmemiştir.
Genç Etkinlik 1 “Sınırlar ve Ötesi”nin koordinasyon kurulu, Hüsamettin Koçan (Başkan), Hakan Onur (Başkan Yardımcısı), Fahrettin Aykut, Besim Dellaloğlu, Ayşe Erel, Mürteza Fidan, Nadi Güler ve İrfan Okan’dan; danışma kurulu Ali Akay, Canan Beykal ve Balkan Naci İslimyeli’den oluşmuş ve bu kurullar dışında alan sorumluları belirlenmiştir.[5] Serginin danışma kurulunda bulunan Canan Beykal, sergi hazırlıklarını şöyle anlatmaktadır: “Yaklaşık altı ay önce başlayan çalışmalar kimi kez UPSD’de, kimi kez benim evimde ya da Balkan Naci’nin atölyesinde sürdü. Etkinliğin adı, içeriği, yöntemi, teknik sorunları tartışıldı. İstendi ki gençlik sadece kendi çabasıyla, kendi kendisini denetleyerek, yaratıcılığını, var olan kurallardan, sınırlardan, yaptırımlardan, güdülerden kurtulmuş olarak ortaya koyabilsin. (…) Yıllardır belirttiğimiz gibi yarışmaksızın, jüri yargılaması olmaksızın, beğendirme zorunluluğu duyulmaksızın deneme sınama alanı olan bir etkinlikte gençler ortak sorunlarını, açmazlarını ve düşüncelerini, duygularını özgürce, bağımsızca yaşayabilsin.” [6]
Genç Etkinlik 1’in teması, “Sınırlar ve Ötesi” olarak belirlenmiştir. İclal Erentürk, Hakan Onur ile yaptığı röportajda ona neden böyle bir proje ve neden “Sınırlar ve Ötesi” başlığını seçtiklerini sorduğunda Hakan Onur ona şu yanıtı vermiştir: “Gençlerin sınırları ne kadar zorlayabildiği, bu sınırlar içerisinde, kendi sınırlarını ne kadar zorladıklarını, kendilerine nasıl dönüştürdüklerini görebilmek sanırım bu başlıkla mümkündü: “Sınırlar ve Ötesi”. Peki niçin sınırlar gündeme geliyor? Çünkü, sanırım 80 sonrası Türkiye’deki değişim ve batıda duvarların yıkılmasıyla birlikte, dünya üzerindeki ekonomik, politik sistemlerdeki değişmelerin, sınırların belirsizliği ve yeni sınırların ortaya konması adına, yeni tartışmaların ortaya çıktığı bir dönem. Peki, bu sınırlar, nerede ortaya çıktı? Öncelikle coğrafi sınırlarda, alt başlıklarda ise, Kimlik Sorunu’nda, İktidar Sorunu’nda, Cinsellik’te, Medya’da ve Suç’ta kendini gösteriyor.” [7] Genç Etkinlik’in danışma kurulunda yer alan Ali Akay ise, “Sınırlar ve Ötesi”ne şöyle yaklaşmaktadır: “Genç Etkinlik, “Sınırlar ve Ötesi” başlığını alırken, Canan Beykal, Balkan Naci İslimyeli ve benim önermiş olduğum bu kavram, disiplinlerin aşılmasından bahsettiği gibi, aslında öncülükten çok, Bataille’ın kavramlarından biri olan “yasakaşma” (transgression) kavramını içermekteydi.” [8]
Genç Etkinlik 1 “Sınırlar ve Ötesi”ne katılan 240 sanatçı, 177 sanat çalışması sergilemiş; disiplinlerarası ilişkilerin temel alındığı sergide, düşünsel ve coğrafi sınırlar kapsamında kimlik, iktidar, suç, cinsellik ve medyaya ilişkin toplumsal olguları sorgulamışlardır. [9] Etkinliğin, UPSD’nin galerilere devrettiği İstanbul Sanat Fuarı’nın [10] yapamadığını gerçekleştirerek, sanatın geleceğine bir yatırım yaptığını kabul etmek mümkün görünmektedir. Etkinliğin ya da etkinlikte yer alan sanatçıların gündeme getirdiği bir başka konu da, eleştiri tavrının yeniden gözden geçirilmesi gereğidir. [11] Yarışmanın, jürinin olmadığı, yeni medya olanaklarının yeni bir genç kuşak tarafından kullanıldığı bu etkinlik, disiplinlerarası yönüyle, geleneksel eleştirilerin de bir kenara bırakılması gerektiğini, eleştirinin de günümüz sanatına cevap verebilecek nitelikte olmasının bir zorunluluk olduğunun altını çizmesiyle de önem taşımaktadır. Etkinlik sırasında farklı disiplinlerden kişiler tarafında sunulan bildiriler de, bir anlamda eleştiri sistemindeki dönüşümün gerekliliğine işaret etmektedir. [12]
Ali Akay, Hüsamettin Koçan’ın katalog yazısında vurguladığı, gençliğin ne zamansal ne de mekânsal olabileceği görüşünden yola çıkarak, yeri ve zamanı belli olmayan bu gençlik temasının, bilimselliğin ötesinde durduğunu öne sürmektedir. Akay, bu savını Claude Lévi-Strauss’un “Çiğ ve Pişmiş” Mitolojikler adlı kitabından örnekler vererek destekler. Strauss’a göre, mitolojik olanın yaşı bulunmamaktadır. Mitolojiler parçalara bölündüklerinde bile bütünlüğü sağlayamamaktadır çünkü bütünlüğün kendisi bir hayal ürünüdür. Gizli bir bütünlüğün yokluğunda, temalar sonsuza doğru çoğalmaktadır. Bu nedenle de mitolojik olanın bütünlüğü veya birliği, Ali Akay’ın deyişiyle, ileriye dönük, yani önü açık ve eğimseldir. [13] Mitolojik olanların zıtlıkların içinden geçerek birbirlerine bağlandıklarını ve ayrılmaz hale geldiklerini belirten Akay, bu noktada, Derrida’nın mitolojik olanın tam da metafiziğin ölümünün ilan edildiği sırada, Nietzsche’nin “insanın ölümü” teması, Heidegger’in “metafizik eleştirisinden geçen varlığın unutuluşu” ve Freud’un bilinç kuramlarından sonra “parçalanan” benlik ve bilinçdışı temalarından itibaren mümkün olduğunu vurguladığı düşüncesini dile getirir. [14] Akay, tüm bu göndermeleri yaparken, aslında Batı metafizik tarihinin Platon’dan beri felsefeye ve dolaylı olarak da düşünceye sunduğu olanak nedeniyle metafizik ötesi bir düşünceye doğru yol aldığını ve bu şekilde yapısal olanın, zamana veya mekâna dahil olmaktan çok bir duruma ait olduğunu belirtmekte ve Hüsamettin Koçan’ın 1. Genç Etkinlik Sergisi’nin kataloğundaki düşüncelerinin bu anlamda okunmasını önermektedir. Zira mitolojik olan düşüncenin takipçilerine göre, gençlik bir vaziyettir. Claude Lévi-Strauss’un Yaban Düşünce adlı kitabında, sınırların olanaklarını, çevresindeki malzemeyi ve nesneleri kullanan olarak tanımladığı “bricoleur” (yaptakçı) kavramı, Ali Akay’a göre, Genç Etkinlik Sergileri’nde sanatçıların tecrübeye dayalı işlerinin işlevlerini de açıklamaktadır. [15]
Sonuç itibariyle, her ne kadar basın gerekli ilgiyi göstermese ve bundan şikâyet edilse de [16], Genç Etkinlik 1 “Sınırlar ve Ötesi” ile birlikte iki yönlü bir dönüşüm gerçekleşmiş olur. Bunlardan ilki, sergileme yöntemleri, biçimlerindeki dönüşüm; ikincisi ise, eleştiri mekanizmasının kendi içindeki dönüşümüdür. Derrida’nın etnoloji konusunda belirttiği, düşüncenin ancak felsefenin dışına çıkabildiği zaman felsefi olabilmesi durumu [17], Genç Etkinlik Sergileri için de geçerli bir saptama olmaktadır. Çünkü Genç Etkinlik’te de sanatın sanat dışına çekilebilmesi durumunda, onun sorunsallaştırılması gündeme gelmiştir.
Fransız felsefecileri Gilles Deleuze ve Felix Guattari’nin kavramı üzerine odaklanan Genç Etkinlik 2, “Yurt-Yersizyurtsuzlaşma” temasıyla 12-21 Temmuz 1996 tarihleri arasında Tüyap Fuar Merkezi’nde açılır. Hüsamettin Koçan (Başkan), Hakan Onur (Başkan Yardımcısı), Mürteza Fidan, Nadi Güler, Kerim Kılıçarslan (Proje Sorumluları), Ali Akay, Özdemir Altan, Canan Beykal, Balkan Naci İslimyeli’den (Danışma Kurulu) oluşan bir etkinlik düzenleme kurulu oluşturulmuş ve yine ilk sergide olduğu gibi etkinlik alan sorumluları belirlenmiştir. [18]
UPSD Başkanı Hüsamettin Koçan, sergi kataloğunda, bu yılki Genç Etkinlik’in amacını şöyle dile getirmiştir: “Her yıl farklı bir başlık altında düzenlenen ve temelde, sınırlamalarla dolu bir dünyada, gençlerin sınırsızlık arayışlarına dönük bir etkinlik olarak belirlenen Genç Etkinlik’in bu defaki konsepti: Yurt-Yersizyurdsuzlaşma. “Yurt-Yersizyurtsuzlaşma” kavramı, her şeyi uçlarda yaşamakta olan günümüz insanının, geçirdiği büyük değişimlerle birlikte gündelik yaşantımıza girdi. Bu kavramın içinde barındırdığı değişim ve belirsizlik, insanın içinde barındırdığı süreklilik ve yerleşiklik duygusu ile sert bir çelişki oluşturuyor. Bu kavram ve bu sergi bir soruya yanıt arıyor: Gurbetin, göçün, göçebenin, seyahatlerin, sosyal erozyonların, ekonomik taleplerin oluşturduğu ara kimlik, yeni bir dünya insanı mı yaratıyor, yoksa “sorunlar yumağı”mı? Genç Etkinlik sanat alanındaki bütün disiplinleri kapsamayı hedefliyor. Yurt-Yersizyurtsuzlaşma kavramı da tüm yaşam süreçlerini kaplamıyor mu zaten?” [19]
Genç Etkinlik 1 “Sınırlar ve Ötesi” Sergisi gibi, Genç Etkinlik 2 “Yurt-Yersizyurtsuzlaşma” Sergisi de, 1980 sonrası Türkiyesi’nde yaşanan somut-toplumsal problemler üzerine inşa edilmiş; etkinliğe katılan 200’ü aşkın sanatçı da, [20] göç, kimlik, aidiyet, mülkiyet kavramları altında “Yurt-Yersizyurtsuzlaşma”ya ilişkin sorularını ortaya koymuş, Deleuze ve Guattari’nin bu kavramını, siyasi, antropolojik ve sosyolojik anlamlarda ele almıştır.
Genç Etkinlik 2’nin gerçekleştiği yıl, Habitat yılıdır. Dönemin gündeminde olan kent ve göç meselelerinden, küreselleşmenin boyutlarından biri olan emek ve sermayenin ulusaşırı bir alanda akışkanlığı sağlamasından yola çıkılarak, var olan kodlar sistemini yok ederken kendi kodlarını hakim kılmaya başlayan kapitalist sistemin içindeki dinamik hareketlilik, genç sanatçıların konusunu oluşturmuştur. Kimlik, ötekilik, göç ve milliyetçilik gibi siyasi söylemlerin gündeme getirildiği Genç Etkinlik 2, daha fazla bir katılımla gerçekleşmiş [21] ve bu da Genç Etkinlik 3’de giderek kuvvetlenecek olan merkez-çevre tartışmalarını beraberinde getirmiştir.
Ali Akay’ın da dikkati çektiği gibi, Genç Etkinlik 2, gençliğin politikacıların söylemlerinden nasıl daha ileride durduğunu göstermiştir. [22] Genç Etkinlik sergilerinde yapılan performanslar sayesinde, daha sonra, Disiplinlerarası Performans Günleri’nin gerçekleştirilmesi, Genç Etkinlik Sergileri’nin 1990’lı yılların ikinci yarısında ne denli önü açık bir platform olduğunu göstermiş [23], bu sergilerden Uluslararası İstanbul Bienalleri’ne sanatçıların seçilmesi de, genç sanatçıların uluslararası platforma taşınmasına yol açmıştır.
Genç Etkinlik 3: “Kaos” Sergisi, 4-13 Temmuz 1997 tarihleri arasında Tüyap Sergi Salonu’nda düzenlenir. 477 sanatçının 314 yapıtının yer aldığı sergide, 15 performans, 6 uzun, 15 kısa metrajlı film, dans ve tiyatro gösterilerine de yer almış; etkinlikte, Burhan Doğançay, Cemil Eren, Hüseyin Yüce, Nermin Pura, Orhan Bahri Ersoy, Ulvi Soyarslan ve Zeki Kıral’a “50. Yıl Hizmet Onur Ödülü” verilmiştir. [24]
Ali Akay’a göre, baba, oğul ve kutsal ruh olmak üzere artık “teslis”leşen [25] 3. Genç Etkinlik’in teması “Kaos” olarak belirlenmiştir. 3. Genç Etkinlik döneminde artık Kültür Bakanlığı’ndan da yardım beklenememektedir. Bunun üzerine sponsor arayışlarına girişilmiş ve sponsorların da bulunmasıyla etkinlik gerçekleştirilebilmiştir. Bu sergideki bir başka ilk de, Genç Etkinlik’in televizyon ve radyo reklamlarında yer alması olmuştur. [26]
Ali Akay, Genç Etkinlik 3’ün teması olarak belirlenen “kaos”u değerlendirirken, “kaos”un bir yandan toplumsal ve bireysel olguları içerirken diğer yandan Türkiye’yi ve diğer ülkelerin siyasi yapılarını ilgilendirdiğini ve astro-fizikte de büyük patlamadan başlayan bir tartışma boyutunda evren ve zaman mefhumunu kapsadığını belirtmektedir. [27] Akay’a göre, en ilkel mitolojilerden günümüz astro-fiziğine, toplumsalına, felsefesine ve sanatına kadar geniş bir dönemi ve mekânı ilgilendiren bu kavramın, karmaşadan düzene ve oradan da yeniden bir düzensizliğe geçişi ilgilendirmesi önemlidir. [28] Zira sanatın bir sorunsalı olduğu kadar toplumun, bireyin, büyük kentlerin, evrenlerin de sorunsalı olan kaos kavramı, belirli kuralların oluşmasından öncesini belirtmektedir. Örneğin, fizikte büyük patlamanın oluşumundan sonra evrenin genişlemesinin düzeni kaostan geçmektedir; eski Yunan mitolojisinde Zeus, devlerle olan savaşından sonra merkezi iktidarını kurduğunda kaostan yeni bri düzen oluşturmuştur. Toplumsal devrimlerin yaşandığı tarihi anlarda da, düzen öncesi karmaşa, yine kaos kavramıyla ifade edilebilmektedir. [29]
Dolayısıyla, anlamı gereği bir karmaşayı, şekilsizliği, düzensizliği belirten kaos, kurulacak düzenin, kurallara bağlanacak bir oluşumun hemen öncesindeki durumu ortaya koymaktadır. Ali Akay, bu nedenle, başkaldırı ve devrim arasındaki sırayı hatırlatmakta ve başkaldırı sırasında düzen ve kuralın bulunmadığını; ancak devrim yerleşikleştiğinde, devrimlerin doğaları gereği var olan kuralların, kanunların ortaya çıkarıldığını belirterek, kaosun hem ideolojilerin ve inanç sistemlerinin hem de değerlerin ve yargıların öncesinde varlığını koruduğunu ve bunun sonrasında düzenin oluştuğunu öne sürmektedir. [30]
Kaos’un hem düzeni hem düzensizliği içermesi [31], hem etki alması hem etki vermesi, hem buralı olması hem olmaması, hem sahte ham hakikat oluşu, hem siyah hem beyaz oluşu, hem sivil hem devletleştirilmiş oluşu [32], bir başka deyişle gerçek ve hakikatin birbirinden ayrılamaması, akıllara Michel Hardt ve Antonio Negri’nin “çokluk” kavramını getirmektedir. [33] Bu bağlamda, Genç Etkinlik Sergileri’nde gözlenen de, genç sanatın diyalektik sentezlerden ziyade “çokluklar” tarafından belirlendiğidir.
3. Genç Etkinlik, beraberinde bazı eleştirileri de gündeme getirmiştir. Sergiye eleştiri getirenlerden biri Beral Madra’dır ve Madra, serginin yerleştirilmesinde herhangi bir tasarım olmadığı için, bütün üzerinde herhangi bir denetimin de olmadığını belirterek, bunun sanatçıya sınırsız özgürlük tanımak açısından doğru olduğunu, fakat genç bir sanatçının yapıtını, serginin tümelliği içinde görememesinin sakıncalı bir durum ortaya koyduğunu savunur. Madra’ya göre, sergideki yöntemde yanlışlık bulunmaktadır ve bu yanlışlığın kaynağı da, kavramda yönlendirme yapmaktır: “Kavramda yönlendirme yaparak yaratı özgürlüğünü kısıtladıktan sonra, sanatçı seçimi yapmayarak “özgürlük” vermek çelişkili bir durum değil mi? [34] sorusuyla bu eleştirisini dile getirmiştir.
Sergiye yöneltilen eleştirilerin yanı sıra, serginin kendi içinde doğurduğu ya da beraberinde getirdiği eleştiriler de dikkate değerdir. Canan Beykal ve Emre Zeytinoğlu, serginin “merkez” “çevre” ikilemini gündeme getirmesini sorunsallaştırırlar. Emre Zeytinoğlu’na göre, etkinliğin İstanbul ve Ankara dışındaki illerden de ilgi görmeye başlaması, “çevre”nin “merkez”de boy göstermeye başlaması gibi ciddi bir durumu gündeme getirmiştir. [35] Canan Beykal da, “Genç Etkinlik ve Gençlik Sergileri” başlıklı yazısında aynı konuyu vurgulamış ve “çevre”nin “merkez”e bir etkisinin olmadığını belirtmiştir. [36] Zeytinoğlu ise, Canan Beykal’ın sorularını da yorumlayarak, “merkez dinamiği”nin gücü“çevre”yi kuşatarak onu kayıtsız şartsız egemenliğine mi alıyor?” [37] sorusunu yöneltmiştir.
Genç Etkinlik 4, 26 Haziran-5 Temmuz 1998 tarihleri arasında Tüyap Sergi Salonu’nda düzenlenir. Bu kez herhangi bir temanın bulunmadığı sergide, 229 plastik sanatlar projesi, 21 kısa metrajlı film/video, 13 performans ve 2 müzik projesi yer almış ve sergiye 290 sanatçı katılmıştır. Proje sorumluluğunu Hakan Onur’un üstlendiği serginin Danışma Kurulu’nda Ali Akay, Cihat Aral, Mahir Günşıray, Hüsamettin Koçan ve Barış Pirhasan, Proje Yürütme Kurulu’nda ise, Didem Dayı, Cemil Ergün, Arcan Kıral, Funda Pekşen, Evrim Saraçoğlu ve Zeki Tirek yer almıştır. [38]
Genç Etkinlik 4, her ne kadar kavramsız bir şekilde düzenlendiyse de, sergilenen çalışmalar, ilk üç sergiden kalan fikirlerin geçerliliğini koruduğunu göstermiştir. Zira bu sergide de kaos, göç ve sınırlarla ilgili çalışmalar ağırlıklıdır. Ancak Ali Akay, bu sergide, Genç Etkinlik 3’te de kendini gösteren bir başka oluşuma dikkat çekmektedir. [39] Bu oluşum, sanat alanında Güneydoğu’dan gelen sanatçıları tanımlamaktadır. Türkiye’de, Güneydoğu sorunu sanat alanına da yansımış ve Genç Etkinlik Sergileri’nde Güneydoğu’dan gelen sanatçılar, kendi bölgelerinin sorunlarını yansıtmışlardır. Ali Akay bunu, “Toplumsal ve ahlaki verilere karşı çıkmakta olan bu çalışmalar ile “yasakaşan” bir tavır oldukça belirgin.” [40] ifadesiyle açıklamaktadır. Bu bağlamda sergide dikkati çeken konular arasında doğum, intihar, cinsel sorunlar, cinsel yaşamın gerekleri, ölüm, medya, Güneydoğu’daki çocuk ölümleri, geleneksel inançlar gibi toplumsal sorunları dile getiren konular ağırlık kazanmıştır.
Aykut Köksal, Türkiye’nin çağdaş sanat kavramıyla buluşmasının on-on beş yıllık bir geçmişle sınırlı olduğunu ve bunun da bienallerin getirdiği tanışma ortamından ibaret olduğunu vurgulayarak, “Genç Etkinlik” Sergileri’nin de bu bağlamda değerlendirilmesi gerektiğini belirtir. Köksal’ın ifadeleriyle, “Genç Etkinlik, genç sanatçıların dünyada olup bitenden şu ya da bu kadar haberdar oluşunu ve bunu kendi üretimlerine yansıtma çabalarını gösteren bir etkinliğe dönüşmüştür.” [41] Ancak Köksal, Genç Etkinlik’in her yıl geriye gittiğini de belirterek sergiye eleştiri de getirmiştir:“Bu etkinliğin arkasında ne eğitim kurumları, ne güçlü bir tartışma ortamı, ne de kurumsal açılımlarla beslenmiş bir sanat eleştirisi var. Bu yüzden özlenen düzeye ulaşmaktan giderek uzaklaşan, her yıl daha da geriye giden bir sergiye dönüştü Genç Etkinlik.”[42] Köksal, Genç Etkinlik’te “genç olma durumu”nun kendisinin bulunmadığını, etkinlikteki sanatçıların yapıtını retorik bağlamda yeni kılmaya soyunmuş sanatçılardan yoksun olduğunu belirterek sergiye bir “küratör” önerisi getirmiştir. [43]
Genç Etkinlik Sergileri, sadece dört kez düzenlenen bir etkinlik olmakla birlikte, gerek disiplinlerarası bir etkinlik oluşuyla gerek “çevre” sanatçılarını “merkez”e taşımasıyla ve gerekse de Uluslararası İstanbul Bienali’ne ve sonrasında da çeşitli yurtdışı sergilere sanatçı akışını sağlaması açısından 1990’lı yıllara damgasını vuran bir etkinlik olarak görülmelidir.
Burcu PELVANOĞLU
[1] Bu sergi, Uluslararası İstanbul Festivali kapsamında düzenlenmeye başlanmış daha sonra Resim ve Heykel Müzeleri Derneği tarafından düzenlenmiştir
[2] Hüsamettin KOÇAN, “Sınırları Zorlamak”, Genç Etkinlik Sınırlar ve Ötesi (Sergi Kataloğu), Haz. Didem Dayı, Mine Pektaş, İstanbul, 1996, s.5.
[3] A.g.e., s.5.
[4] Mürteza FİDAN, Hakan ONUR, “Genç Etkinlik 1”de Düşlenen”, Genç Etkinlik Sınırlar ve Ötesi (Sergi Kataloğu), Haz. Didem Dayı, Mine Pektaş, İstanbul, 1996, s.6.
[5] Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği proje sorumlusu Hakan Onur, Plastik Sanatlar sorumluları Mürteza Fidan, Kerim Kılıçarslan ve Müşerref Zeytinoğlu; Sosyal Bilimler sorumluları Besim Dellaloğlu ve Emre Işık; Sahne Sanatları sorumluları Nadi Güler ve Ali Can Yaraş; Müzik sorumluları Fahrettin Aykut ve Mete Sakpınar; Proje Uygulama sorumluları ise, Didem Dayı, Sevilay Erdoğan, Haluk Gedik, Kerim Kılıçarslan, Mustafa Pancar, Mine Pektaş, Reyyan Somuncuoğlu, Hülya Yıldırım ve Müşerref Zeytinoğlu olarak belirlenmiştir.
[6] Canan BEYKAL, “Sınırlar ve Ötesi”, Cumhuriyet Gazetesi, 9 Temmuz 1995’ten aktaran Genç Etkinlik Sınırlar ve Ötesi (Sergi Kataloğu), Haz. Didem Dayı, Mine Pektaş, İstanbul, 1996, s.11.
[7] İclal ERENTÜRK, “Sınırlar Ötesine Doğru…” Yeni Günaydın Gazetesi, 17 Temmuz 1995’ten aktaran Genç Etkinlik Sınırlar ve Ötesi (Sergi Kataloğu), Haz. Didem Dayı, Mine Pektaş, İstanbul, 1996, s.18-19.
[8] Ali AKAY, “Genç Etkinlik”, Cumhuriyet’in Renkleri, Biçimleri, Tarih Vakfı Yayınları, İstanbul, 1999, s.179.
[9] Genç Etkinlik 1 “Sınırlar ve Ötesi” Sergisi’ne katılan sanatçılar şunlardır: Ebru Acar, Vildan Açan, Nur Akalın, İbrahim Akbayrak, Hakan Akçura, Sibel Baltacı Akıncı, Fatma Binnaz Akman, Serdar Akpınar, Abdurrahman Albayrak, Ceyda Aldemir, Füsun Altay, Devrim Altıkulaç, Halil Altındere, Mustafa Altıoklar, Yasemin Altun, Tuğrul Aray, Yılmaz Arıkan, Ebru Arıksoy, Işık Aslıhan, İpek Atagün, Sevgi Avcı, Fahrettin Aykut, Bülent Baş, Hayriye Koç Başara, İnci Balaban, Esat Başak, Erim Bayrı, Mustafa Beher, Gaye Kırlıdökme Belen, Tolga Berkay, Burçin Bicioğlu, Aykan Bilgili, Sakine Biter, Aslı Bozacığlu, Maide Bulak, Burak Buyan, Esra Carus, Şeyda Cesur, Alev Cınburcu, Nuri Bilge Ceylan, Taner Ceylan, Oya Coşkun, Mukadder Çağlar, Füsun Çağlayan, Arzu Çakır, Elif Çalık, Özlem Çalık, Elif Çelebi, Sefa Çeliksap, Fulya Çetin, Yıldız Çitçi, Gülizar Çuhacı, Didem Dayı, Ayça Damgacı, İsmet Değirmenci, Dilek Deveci, Alfred Dick, Nazım Dikbaş, Ayşe Dodanlı, Serkan Emekçi, Dinçer Ergin, Sevilay Erdoğan, İclal Erentürk, Gökçen Ergün, Zeynep Ergün, Esra Ersen, Murat Ertel, Mehmet Eryılmaz, Anna Fairchild, Selçuk Fergökçe, Koray Gelişen, Çeşminaz Gençsoy, Berrin Gökçen, Ayla Gökdemir, Yüksel Güçlü, Genco Gülan, Mecid Gülaydın, Nadi Güler, Kamil Güler, Senanur Gündoğdu, Taner Güven, Gülfem Hafızoğlu, Yıldız Harvey, Murat Işık, Gaye Yazıcıtunç İnal, Gülsemin İnanç, Murat İpek, Nejat İşler, Güler Kakşi, Ayşegül Kale, Ayfer Kalsın, Türkan Karaali, Sibel Karaçoban, Sennur Kaya, Tarkan Kaynar, Kubilay Kılınç, Arcan Kıral, Tekin Koçan, Bahar Kor, Şenay Korgül, Umay Korgül, Kamil Korunan, Oktay Korunan, Serhat Köksal, Temur Köran, Yasemin Kuyucaklı, İlhan Mete, Esin Mutlu, Ümit Nuray, Ozan Olguner, Soner Ormanbaba, Kaan Osmancık, Vedat Oyuryüz, Mehmet Övünç, Okan Tevfik Özalp, Özgür Özatay, Birsen Özbilge, A.Can Özcan, Oya Özcan, Başak Özdoğan, Özcan Özel, Erkan Özen, Mehmet Özen, Harun Özer, Özlem Özer, Sinan Özlek, Okan Özpoyraz, Yeşim Özsoy, Ümit Özsoy, Gökçeçiçek Özülkü, Funda Özyer, Esma Paçalı, Emre Pala, Yeşim Pamukoğlu, Doğan Pancar, Mustafa Pancar, Hakan Pehlivan, Serdar Pehlivanoğlu, Funda Pekşen, Mine Pektaş, Tuğba Sağme, Adil Sadak, Nilgün Sabar Sak, Sera Sakar, Aylin Çöleri Saraçlı, Nevra Savcılıoğlu, Nilüfer Şen, Akın Sevinç, Hakan Seyrek, Pelin Seyrek, Gonca Sezer, Reyyan Somuncuoğlu, Saadet Sorgunlu, Serdar Soydan, Gonca Sönmez, Makbule Sümer, Rüçhan Şahinoğlu, Aşkın Şenol, Asu Şipşak, Sevgi Tan, Özlem Tarı, Korkut Tiryaki, Şencan Topaloğlu, Barış Topçular, İnci Toytunç, Ebru Tuay, Zerrin Tuluğ, Himmet Tuncez, Tan Tunçay, Vahit Tuna, Sezgin Türk, Erdal Türkmen, Tuba Uçar, Ahmet Uçar, Alper Ulaş, Aysel Ulaş, Ayşen Urfalıoğlu, Şeyma Üstüner, Ali Can Yaraş, Sehavet Gül Yasa, Zafer Yavuz, Yiğit Yazıcı, Nurhayat Yenice, Natali Yeres, Fatih Yıldırımer, Erkut Yılmaz, Eyüp Yurtsever ve Mohaç Yücel.
[10] İstanbul Sanat Fuarı 1991, 1992, 1993, 1994 yıllarında UPSD tarafında gerçekleştirilmiştir.
[11] Emre ZEYTİNOĞLU, “Genç Etkinlik’e Nasıl Bakmalıyız?”, Hürriyet Gösteri, S.177, Ağustos 1995’ten aktaran Genç Etkinlik Sınırlar ve Ötesi (Sergi Kataloğu), Haz. Didem Dayı, Mine Pektaş, İstanbul, 1996, s.16.
[12] Etkinlik sırasında sunulan bildiriler şunlardır: Ogün Altan “Narsizm ve Kimlik”, Tamer Coşar, Nihat D. Çelik, “İktidar ve Siyaset Mesafesi”, Mukadder Çağlar, “Medyanın Sanat Üzerine Etkisi”, Besim Dellaloğlu, “Indentite=Indentith=Kimlik”, Aylin Dikmen, “Ötenazi, Ölüm Hakkı”, Genco Gülan, Ali Can Yaraş, “Sansür”, İsmet Emre Işık, “Beden Üzerine”, Çağlayan Kovanlıkaya, “Milliyetçilik ve Kimlik”, Murat Kutlu, “Atatürk Heykelleri”, Mehmet Kutlukan, “İstanbul’da Rock Gençliği”, Burak Onaran, “Reklamlar, Popüler Kültür, Milliyetçilik İlişkisi”.
[13] Ali AKAY, “Genç Etkinlik”, Cumhuriyet’in Renkleri, Biçimleri, Tarih Vakfı Yayınları, İstanbul, 1999, s.178.
[14] A.g.e, s.178.
[15] A.g.e, s.178.
[16] Bkz. Tomur ATAGÖK, “Gençlere Göre Sınırlar ve Ötesi, Hürriyet Gösteri, S.177, s.22-24; Raife POLAT, “Genç Etkinlik: Sınırların Ötesine Yolculuk”, Milliyet Sanat, S.364, 15 Temmuz 1995, s. 40-41; Canan BEYKAL, “1. Genç Etkinlik’te yaklaşık 240 sanatçının 177 sanat çalışması sergileniyor”, Cumhuriyet Gazetesi, 9 Temmuz 1995, s.13; Doğan HIZLAN, “Genç Sanatçılar Reality Show’a Karşı”, Hürriyet Gazetesi, 9 Temmuz 1995, s.15.
[17] Ali AKAY, a.g.e., s.178.
[18] Plastik Sanatlar Sorumluları, Mürteza Fidan, Kerim Kılıçarslan ve Hakan Onur; Sahne Sanatları Sorumluları, Nadi Güler ve Emre Koyuncuoğlu; Sinema Sorumlusu, Nur Akalın; Uygulama Kurulu, Elif Çelebi, Didem Dayı, Arcan Kıral, Özge Öztürk, Funda Pekşen, Vahit Tuna, Alev Birgit Yeğin; Sergi Kurulu, Aylin Arabacı, Ebru Arıksoy, Ayla Gökdemir, Sinan Göksel, Kürşat Özyetiş olarak belirlenmiştir. Bkz. Arcan KIRAL, Funda PEKŞEN, Özge ÖZTÜRK, Vahit TUNA (Haz.), Genç Etkinlik 2, Sergi Kataloğu, İstanbul, 1996.
[19] Hüsamettin KOÇAN, “Direnmek ve Meydan Okumak İçin: Genç Etkinlik”, Genç Etkinlik 2, Sergi Kataloğu, Haz., Arcan Kıral, Funda Pekşen, Özge Öztürk, Vahit Tuna, İstanbul, 1996, sayfa no’suz.
[20] Genç Etkinlik 2 “Yurt-Yersizyurtsuzlaşma” Sergisi’ne katılan sanatçılar şunlardır: Vildan Açan, Yeşim Ağaoğlu, Tülay Ağca, Nur Akalın, Arif Akbayır, İbrahim Akbayrak, Yonca Akçay, Belma Akgün, Özgür Uğraş Akgün, Nükhet Akkaya, Hasan Akkıran, Ertekin Akpınar, Banu Aktaş, Hüseyin Alptekin, Füsun Altay, Halil Altındere, Ayfer Andaç, Selim Andaç, Cem Arık, Yılmaz Arıkan, Şeyda Arslan, Gülru Atak, Deniz Atamtürk, Gözen Atilla, Seçil Aymak, Sabine Aymergen, Ali Ferruh Babaç, Berrin Bağdatlı, Atakan Baran, Bülent Baş, Filiz Baş, Serçin Başol, Enis Batur, Meryem Bayar, Ramazan Bayrakoğlu, Nurettin Bektaş, Batur Belirdi, Nurcan Beyazkılınç, Cem Bilge, Ömür Birler, Serkan Böncü, Christina Broadbeck, Ebru Budak, Aydın Bulut, Maide Bulak, Burak Buyan, Serap Bülbül, Selçuk Sinan Candaş, Birsen Şenoğlu Cambaz, Cenk, Gül Cengiarslan, Şeyda Cesur, Julien Cunillera, Ahmet Çadırcı, Mukadder Çağlar, Ferda Çağlayan, Füsun Çağlayan, Süheyla Çağlayan, Hale Çalap, Sabahattin Çalışkan, Tunç Ali Çam, Sinan Çavuş, Elif Çelebi, Yaşar Veysel Çelebi, Levent Çetin, Yıldız Çitçi, Erkan Çubukçu, Gülizar Çuhacı, Ayşe Damgacı, Didem Dayı, İsmet Değirmenci, Erdal Deniz, Uğur Demiray, Alfred Dick, Ercan Diler, Fazilet Öner Dinçbaş, Hamdi Dinibütünoğlu, Yıldız Dinler, Zeynep Direk, Emre Doğ, Ali Doğan, Ekrem Dörtbudak, Oya Özcan Dörtbudak, Taner Elhan, Ö. Ozan Erdoğan, Sevilay Erdoğan, Suat Erdol, Zeynep Ergin, Ceren Ergönül, Cemil Ergün, Kıvanç Ergün, Şeyda Eren, Evren Erkan, Emre Erkmen, Oya Erol, Suat Erol, İlknur Ersöz, Gurur Erten, Harun Eryılmaz, Süreyya Evren, Naz Evyapan, Kaan Ezgimen, Bora Gencer, Berin Gökçen, Ayla Gökdemir, Zeynep Zeren Göktan, Genco Gülan, Nadi Güler, Hakan Güleryüz, Funda Güler Günaydın, Senanur Gündoğdu, Koray Güner, İnci Güreli, Özlem Gürbüz, Kamil Gürsan, Timur Güven, Gülin Hayat, Yıldız Harvey, Liz Hughes, Selin Işın, Tuğba İç, Vedat Ali İlik, Yunus İlkokur, Gaye Yazıcıtunç İnal, İnsel İnal, Güven İnandım, Sevtap İnsel, Murat İpek, Melik İskender, Esra İşal, Hüsnü İyidoğan, Grup Kafka, Ceren Kahraman, Haluk Kalafat, Nazlı Kalay, Ayşegül Kale, Hakan Kamışoğlu, Ömer F. Kangal, Fazilet Karaca, Faruk Karaçay, Hülya Karakaş, Ertan Kavlak, Mehmet Kaya, Sennur Kaya, Füsun Kayra, Gülay Kayım, Gülay Kazancıoğlu, Gürcan Keltek, Arcan Kıral, Görkem Kızılkayak, Ömer Kızıltan, Nazan Koloğlu, Şenay Korgül, Umay Korgül, Fatma Korkut, Emre Koyuncuoğlu, Musa Köksal, Fulya Köseoğlu, Bojona Kunst, İrfan Kuzu, Hülya Küpçüoğlu, Can Maden, Nurhayat Mega, Şükran Mertcan, Zafer Mintaş, Oya Mutlu, Ebru Nuhoğlu, Turan Oflazoğlu, Mustafa Okan, Emre Okçuer, İnci P. Olcayto, Aytekin Olgunsoy, Hande Orhun, Ahmet Ortaçdağ, Sinan Önelge, Özgür Özatay, Yasin Özbek, Vedat Özdemiroğlu, Hüseyin Özdin, Pınar Özdilek, Mehmet Kerem Özel, Aslı Özge, Ferhat Özgür, Kurtuluş Özgen, Hüseyin Özinal, Özlem Özkan, Sinem Özlek, Şener Özmen, Ebru Özseçen, Şebnem Özpeta, Ümit Özsoy, Yeşim Özsoy, F. Çağla Öztek, O. Kürşat Özyetiş, Özge Öztürk, Melih Öztürk, Turan Öztuğrul, Ayşe Parla, Filiz Pazar, Hakan Pehlivan, Yavuz Pekman, Ali Pekşen, Funda Pekşen, Hakan Pişkin, Deniz Polat, Öykü Potuoğlu, Özgür Poyrazoğlu, Y. Zümrüt Radau, Ayhan Salar, Batu Saldıray, Selen Saldıray, Fatih Sancak, Mine Saraç, Özgür Saraçoğlu, Esra Sarıgedik, Ferhat Kamil Satıcı, Sibel Savaşman, Yeşim Sayan, Şehnaz Sayar, Yusuf Sayman, Eser Selen, Gülay Sevim, Akın Sevinç, Serdar Soydan, Murat Söğütlüoğlu, Ahmet Sönmez, Tuba Sönmez, Aslı Sungu, Özlem Süer, Ragıp Şahin, Z. Rüçhan Şahinoğlu, Nigar Şangar, Arzu Şen, İlhan Şen, Sevda Şener, Nihan Şengül, Candan Şenol, Özgür Şeyben, Özlem Tarı, Semra Taşdemir, Derya Taşkın, Macit Tekinalp, Başak Tiryaki, I. Özgen Topçuoğlu, Vahit Tuna, Ahmet Türker, Kafiye Türkmen, Mürüvet Türkyılmaz, Tay Tuurul Tüjümet-Tütüncü, Özgür Uçkan, Ufuk Uçkan, Ufuk Uğuriş, Ahmet Uhri, Feyza Uluumay, Filiz Uygun, Ümit Uygur, N.Eden Ünlüata, Mustafa Ünal, Philippe Vauville, Sedat Yağız, Ali Can Yaraş, Evren Yazıcı, Murat Yazıcıoğlu, Alev Birgit Yeğin, Mert Yemişçi, İnci Yenihayat, Orhan Yenihayat, Karin Yereçyan, Natali Yeres, Ebru B. Yetişkin, Parlayan Yıldız, Levent Yılmaz, Eyüp Yurtseven, Mohaç Yücel, Semra Yücel, Sera Yüzer, Zeynep Zeren, Ulaş Zeybek, Sake Van Der Zwag.
[21] Ali AKAY, a.g.e., s.182.
[22] A.g.e, s.182.
[23] A.g.e, s.182.
[24] Ebru BAYSAN, Serkan DURAK, “Genç Etkinlik’ten “Kaos”, Arkitekt, S.452, Ağustos 1997, s.72.
[25] Ali AKAY, a.g.e, s.182.
[26] A.g.e, s.182.
[27] A.g.e, s.183.
[28] A.g.e, s.183.
[29] A.g.e, s.183.
[30] A.g.e, s.183.
[31] Felix Guattari bunu “Kaozmoz” olarak adlandırmaktadır.
[32] Ali AKAY, a.g.e, s.184.
[33] Michel HARDT, Antonio NEGRI, Çokluk: İmparatorluk Çağında Savaş ve Demokrasi, Çev. Barış Yıldırım, Ayrıntı Yayınları, İstanbul, 2004.
[34] Beral MADRA, “Kaos mu, Çoklu Evren mi?”, Arradamento Dekorasyon, S.95, Eylül 1997, s.39.
[35] Emre ZEYTİNOĞLU, “Genç Etkinlik 3/Kaos Üzerine”, Arradamento Dekorasyon, S.95, Eylül 1997, s. 41-42.
[36] Canan BEYKAL, Genç Etkinlik ve Gençlik Sergileri”, Cumhuriyet Gazetesi, 15 Temmuz 1997, s.11.
[37] Emre ZEYTİNOĞLU, a.g.e., s. 41.
[38] ANONİM, “Genç Sanatçıların Özgürlük Alanı”, Milliyet Gazetesi, 27 Haziran 1998, s.29; Doğan HIZLAN, “Genç Etkinlik Günlerine Doğru”, Hürriyet Gazetesi, 26 Haziran 1998, s.19.
[39] Ali AKAY, a.g.e., s.184-185.
[40] Ali AKAY, a.g.e., s.185.
[41] Hami ÇAĞDAŞ, “Aykut Köksal: Düşünsel Üretim Olmayınca Çağdaş Sanat da Olmuyor”, Hürriyet Gösteri, S.206, Eylül-Ekim 1998, s. 39.
[42] A.g.e., s. 39.
[43] A.g.e.,s. 39.
|