Eğitim Projeleri  ) 

Sanal Müze Ofisi  


Konferanslar  

Seminerler / Paneller  

Resim Yapmayı Öğreniyorum  

Resim Yaptırmayı Öğreniyorum  

  • Projeye Katılan Eğitmenlerin Değerlendirmeleri


  • Saliha Yavuz, Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi, Eğitmen

    14. Tüyap Sanat Fuarı
    Eczacıbaşı Sanal Müze Eğitim Projesi ve Fuar Değerlendirmesi

    23 Ekim- 31 Ekim 2004


    Eğitmen ve Çocuk Diyalogları

    Burhan Doğançay Bölümü farklı malzeme kullanımı ve alışılmışın dışında oluşuyla en ilgi çeken bölümdür. Birkaç resme baktıktan sonra Burhan Doğançay ve sanatına dair konuşulması durumu daha da verimli kılmıştır. Yaş grubuna göre bazen "Dedeniz gibi bir amca şimdi" demek ya da yurtdışında açtığı sergiler ve eserlerinin yer aldığı müzeleri anlatmak da akılda kalıcı bilgiler olmuştur. Çocuklar için duvar ve kapılar serisi ilgi çekici olmuş, resim sanatına farklı bir bakış kazandırmıştır. Resmin bir yanılsama olduğu, varolanların temsili olduğu konuşulmuş, kapılar üzerinden bu kavramlar üzerinde durulmuştur. Kolaj terimiyle yeni tanışan çocukların yanısıra okuldan öğrenerek sergiye katılmış çocuklar da vardır. Kolaj; yaş grubuna göre bazen "üst üste yapıştırılmış kağıtlar" olarak, bazen "farklı her türlü malzemenin kullanıldığı resim" olarak anlatılmış, kolajda kompozisyon kavramı üzerinde durulmuştur.

    Kadın İmgeleri Bölümü'nde ise Burhan Doğançay'dan farklı oluşu, genelde alışılmış malzeme kullanımı, kompozisyon, renk kavramları üzerinde durulmuştur. Çocukların resimlerdeki bireyler yerine geçerek hayal kurmaları, hikayeler anlatmaları istenmiştir. Bölümde yer alan resimler bağlantılı olarak tartışılmış, ortak noktalar hem kavramsal açıdan hem teknik açıdan tartışılmıştır.

    Nuri İyem Bölümü Kadın İmgeleri Bölümü ile beraber ele alınarak tartışılmıştır. Kadın İmgeleri Bölümü'ndeki Nuri İyem resmi -Sarı Çıplak- ile bu bölümde yer alan Köylü Kadınlar resimleri arasında aynı ressama ait olduklarına dair bir bağlantı kurmaları istenmiştir. Yaş grubuna göre ressamların farklı dönemlerinde farklı anlayış ve teknikte resim yapabilecekleri konuşulmuştur.

    Diyaloglardan Alıntılar

    Doğançay Bölümü:

    Yaş:13

    Barbra

  • Adam parti adamı gibi (siyasi partiden bahsediyor), ama üstüne başka afişler yapıştırmışlar. Adamın gözü kırmızı, kızın rengiyle uyumlu olsun diye. Resim sanki duvar gibi.


  • Buz Hokeyi

  • Bir duvarın resmini yapmış. Adamın sevdiği kadın resmini duvara yapıştırmış. Ama üstüne başka afişler gelmiş, yırtılmış. Bir şeyin cevabı var bu resimde, çünkü "answer" yazıyor (!).


  • Duvar 71

  • Bir afişin parçası. Arkası boşluk, devamı var. Çünkü 5-6 diye devam ediyor.


  • Kalbinle Duy

  • Burada bir duygusunu açığa çıkarmaya çalışmış. Gazetelerden ve vitrindeki afişleri kullanmış. Kompozisyona dikkat etmiş. (Öncesinde kompozisyona dair konuşuldu.) Ortayı bu yüzden boş bırakmış. Orayı boyayla yapmış. Gölgelerini yapmış. Işık sol taraftan geliyor.


  • Kusursuz Görüş

  • Işık üstten gelmiş. O yüzden altlar koyu. İnsanlarla hayvanları kullanmış. "Kusursuz Görüş"; çünkü kaplanın görüşü kusurluymuş insan gözü yapıştırmış, gorile gözlük takmış. Tam görmelerini sağlamış. Bizim görüşümüz onlardan daha iyi diye herhalde. Hayvanla insanı birleştirmiş.


  • Geceyarısı Mavisi

  • Bir duyguyu zincirlemiş. Ya da gizli bir şey var içerde. Ben olsam "Mavi Kapı" ismini koyardım.


  • Sünnetçi

  • Bir sokak duvarı. Afişler, yazılar var. Sarı kareler de afiş ama çerçeve içine aldığı önemli bir afiş.


  • Ölü Et

  • Bir otelde serserinin odası olduğu için böyle. Köhne bir yer de olabilir. Ya da gizli bir şeyi saklıyorlar ama fark ettirmemek için bu şekilde boyamışlar.


  • Kadın İmgeleri Bölümü

    Filiz Tokcan- İsimsiz

    - Düşünceli bir kadın. Dışardan görünen pencere de evin bir penceresi. Birinin onu görmesini istiyor. ( Kompozisyon ve tuvale yerleşimine dair konuşmalar...)

    Soyut Çıplak

  • Soyut; çünkü kadını soyut resmetmiş. Arkada da elinde bir şeyler tutan bir kadın var. Lekesel çalışmış (!). Boyayı kalın kalın sürmüş, atmış gibi.


  • Arzu Başaran- İsimsiz

  • Bir adam var. Kırmızılıklar, kahverengiler adamın saçları (kırmızı gözün altında) bir göz var. Gözyaşları akıyor. Boyayı kat kat sürmüş. Boyadan başka malzemeler de kullanmış.



  • Yaş: 11-12-13

    Doğançay Bölümü

    Barbra

  • Barbra karışk düşünceleri olan bir kadın. Resmi beğendiler. Karışık malzeme.
  • Tarihi anımsatan bir şey yapmış. Çocuğun ismi Barbra olabilir.


  • Buz Hokeyi

    - İnsanlarla iletişim kurmak gibi bir şey var. İkisinde de insan resmi var. Çıkmaz sokak duvarı gibi. İsmi "Duvardaki Adam" olabilir.

    Duvar 71

  • Karşıt renkler var. Yırtılma var. Gölge var.


  • Kalbinle Duy

  • Yırtılmış sayfalara benziyor. İsmi "Doğa" olabilirdi. Çünkü spor yapan, koşan insanlar var. (Etraftaki afişlerden dolayı). Ortada bir yol var gibi. Bir hayat, bir dünya (!). Bütün resimlerinde bir karışıklık var hayat gibi (!).


  • Kusursuz Görüş

  • "İnsanla Hayvan Arasındaki Fark" ismini koyardım (Yaş:14). "Yaşamdaki Farklılıklar" olabilirdi ismi. Sanatçı "maymunda gözlük olsaydı n'olurdu?" diyor. Her gözün kendine göre bir görüşü var.
  • Maymunlar, baykuş, yaşlı insanlar var. Kağıtlarla yapmış. Hayvana insan gözlüğü takmışlar. İsmi "Hayvan Gözlerinin Farklılıkları" olabilir. (Yaş:11)


  • Geceyarısı Mavisi

  • Kilit vurulmuş bir kapı. Tutsak. Gerçek değil çünkü tuval üzerine yapılmış. Sanatçı tutsaklığın, yalnızlığın ne kadar zor olduğunu anlatmak istemiş. Kapının arkasında dünyanın en kötü şeyleri olabilir. Tutak bir insan olabilir. Gündüz dışarı çıkan geceleri saklanan tutsak biri olabilir. İsmi de "Geceleri tutsak biri".


  • Sünnetçi

  • Kapı numaraları, kapılar, numaralar var. Kapılı bir labirent var. Sokak gibi. Aşağıda sokağın, binaların krokisi var. (Kroki neden burada?) Sokağı tanıtmak için. Sarılar koyudan açığa doğru gidiyor, planda da onların yeri gösterilmiş. İşaretli olan (sarı) yasak kapı.
  • Pencerelr var. Etiketler ağaçlara, duvarlara yapıştırılıyor. Böyle duvarlar görmüştük. Cadde, sokak haritası var. (Yaş:11)


  • Ölü Et

  • Gerçek bir kapı değil. Bu da tutsak kapısı. Oda kapısı olabilir, camı var. Harebe bir ev kapısı, çünkü üstünde yazılar var. (Neden Ölü Et?) Kasap kapısı olabilir. Ölüler dünyası, ölmüş hayvanlar, mahvolan insanlar, mahkum olan birinin kapısı olabilir. İşsiz adamlar veya serseriler yaşıyor olabilir.
  • Geceyarısı Mavisi daha güzel. Keşke yaşadığım yerin kapısı olsaydı.
  • Gerçek bir kapıya benziyor. Eski bir ev kapısı. Zili ve kilidi var bu yüzden dış kapı. Serseriler yaşıyor olabilir. Sprey boya kullanmış. (Neden "Ölü Et"?) Arkasında mesaj olabilir, kapı ölmüş olabilir, arkasında ölüler olabilir.


  • Kadın İmgeleri Bölümü

    Filiz Tokcan- İsimsiz

  • Hüzünlü, yalnız olduğu için.
  • Çünkü boynu bükük duruyor
  • Yalnızlığı sindirmek için odaya kapanmış. Yalnızlık çekmiyor yalnızca pencereden bakıyor. İçerideki karanlık onu hüzünlü gösteriyor. İçi boş bir oda olabilir. Yan pencere evin yan yüzü.


  • Soyut Çıplak

  • Bebeğini kaybetmiş. (Yaş:14)
  • Suyun içinde bir kadın -çünkü suyun rengi var, karmaşık koyu- (Yaş:10).
  • Kar yağıyor çünkü kadının saçında ve üstlerde beyazlıklar var. Ölmüş kadının ruhu olabilir. Kara bulutlar var.


  • Arzu Başaran- İsimsiz

  • Boyayı farklı kullanmış. Farklı malzemeler kullanmış, açık ve koyu renkler var.
  • (Duygu olarak ne hissediyorsunuz?) acayiplik, mutsuz ağlamış biri. Ressamın duygusu; hüzünlü. İsmi "Renkler Dünyası", "Renklerin Şarkısı" olabilir.
  • Ben yapmış olmak istemezdim, çok karışık beğenmedim (!)


  • Portre

  • Süslü bir kadın, boynunda iki kolye var. Kolye tasarımcısı olabilir. Gözlerinin altı şişmiş. Kaşlarının teki uzun teki kısa. Saçları, boynu uzun. Burnu değişik. Ressam bilerek yapmış. İnsanların farklı yönlerini göstermek için farklı yapmış. Poz veriyor kadın. Orta halli, mutlu gibi, sakin bir kadın.


  • Turuncu Elbiseli Kız

  • Aynı ressamın olduğu belli. Çizim şekli benziyor. Kadın yamuk, parmakları uzun, ayakları küçük, kafası ufak, kolyesi yamuk. Bir odada, taban ve duvar belli. İçerde bir yerde. Rahat poz veriyor. Eski zamanlarda; elbisesinin şeklinden belli.
  • Manken olabilir. Duruşundan belli. Yada öğretmen olabilir; kıyafetinden belli çünkü mankenler mini etek giyer öğretmenler uzun etek giyer.


  • Kadın Portresi

  • "Portre" deki gibi yamukluklar var. Boynu uzun, omuzlar aynı değil. Mutlu, hafif gülüyor gibi. Nerdeyse gülecek gibi.
  • Başka bir yöne bakıyor, sanki bi'şey ifade etmek istiyor.


  • Sarı Çıplak

  • Sanata soyunmuş (!). Çıplak bir kadın. Yüzündeki ifade hüzünlü. Gözlerini kısmış çünkü. Hem renk olarak koyu renkler seçmiş. "Köylü Kadınlar"la arasında farklar var. Onda açık renkler, kapalı kadınlar var. Boya kullanımı farklı.
  • Sarılık ortada. Orda bir şey anlatmak istemiş olabilir. Pencereden güneş geliyor olabilir. Kadın erkek farkını ön plana çıkarmak istiyor. Ressam kadını tanıyor, yoksa nasıl resmini yapabilirdi ki çıplak! Bazı yerleri dikkat çekmek istediği için açık renk yapmış.


  • Atlı Kadın ve Kaplan

  • Birşeyden kaçıyorlar. Güzel birşeye doğru koşuyorlar. Hızlı gidiyorlar, çünkü kadının saçları uçuyor. Ressam hayalindeki atı yapmış, boynuzu var. Dağ gibi bir yerde koşuyor olabilirler. Çizim çok güzel yapılmış. Hayvanları güzel yapmış.
  • Gerçek gibi değil, hayal. Bir yere kaçıyorlar. Kadının suratı gerçek gibi değil. (Işık- gölge) kadının vücudunu belli etmek için gölgeler var hem de ışık vuruyor.


  • Küçük Köy Kızı

  • Üzgün; boynunu eğmiş. Birine karşı gelmiş üzülmüş. Belki annesi ölmüştür. Köylü ya da kızılderili olabilir. Önündeki şapka, vazo olabilir.
  • Üzgün. Önünde bir beşik var. Renkler genelde yakın tonlar. Uyumlu renkler var.


  • Yaş:9

    Doğançay Bölümü

    Buz Hokeyi

  • Tuğla gibi yapmış. Pastel boyayla yapmış. Duvarlara üst üste yapıştırınca kağıtlara yazık! Daha önce Candan Erçetin afişleri görmüştüm. Seçim zamanı aday afişlerini asıyorlar. Adam duvar afişi gibi arkasında duvar var.


  • Duvar 71

  • Kağıdın gölgesi var. Renkler var. Bıçak atmış gibi.


  • Kadın İmgeleri Bölümü

    Filiz Tokcan- İsimsiz

  • Dışarıya bakan bir kadın. Birisini bekliyor. Canı sıkılmış olabilir. Kendi evinde. Fıstık yeşili ve sarılar var. Dışarısı aydınlık olduğu için açık renk.


  • Soyut Çıplak

  • Bir kadın bebeğini eline almış. Kumsalda yürüyor yada yüzüyor olabilir.


  • Arzu Başaran- İsimsiz

  • Boyayı sıçratmış. Bir sürü boyayı üst üste sürmüş. Karışık kullanmış. Bir adamın saçları gözüküyor. Bir kafa var, göz var. Gözyaşları olabilir.


  • Yaş:7-8

    Kadın İmgeleri Bölümü

    Soyut Çıplak

  • Kenarlarda kullanılan siyahlar sinirli bir halini yansıtıyor. Sol taraftaki (lekeler) hayalet gibi. Boyaları parmakla sürmüş. Zombiye benziyor. Öndeki kadın da zombiye bakıyor.


  • Arzu Başaran- İsimsiz

  • Gözler var ama silik bir resim. Gözler ve kaşlar var ama net değil. Sanki ağlıyor gibi, gözlerinden kan akıyor sanki. Eski fotoğraflardaki gibi bir resim. İsmi "Eski Fotoğraflar" olabilir.


  • Portre

  • Bakımlı bir kadın. Kolyesi var çünkü. Bu diğerlerinden daha yaşlı. Gözlerinin altında çizgiler var çünkü.


  • Turuncu Elbiseli Kız
    Kadın Portresi'ndeki kadınla benziyorlar ama gözler farklı.

    Kadın Portresi

  • Genç. Gülüyor.


  • Sarı Çıplak

  • Denizkızı. Sağ tarafta bir korsan gemisi var. Denizkızını yakalamaya çalışıyorlar. Karanlık; çünkü gece, denizkızları gündüzleri çıkamaz zaten (!). Kıza bir ışık vuruyor; deniz fenerinden. Bir teknede olabilir yada bir kayanın üzerinde. İsmi "Denizlerin Prensesi" olabilir.


  • Küçük Köy Kızı

  • Mutsuz, saçları dağınık. Renkler mat, canlı olsaydı sevinçli olurdu. Kız ressamın hayalinde canlandırdığı bir yerde. Tarlada, toprak üzerinde küçük bir evde yaşıyor olabilir. Üzgün çünkü ailesinden kötü tepki görüyor.
  • Bu kız ressamın kızı olamaz. Çünkü ressamların köylü kızı olmaz.


  • FUARDA EN SEVDİKLERİM

    Eczacıbaşı Sanal Müze Sergisinde en sevdiğim bölüm:

    Burhan Doğançay Bölümü
    Çünkü; farklı malzeme, ayrıntı, karmaşık, asimetrik.

    Eczacıbaşı Sanal Müze Sergisinde en sevdiğim yapıt:

    Burhan Doğançay "Kalbinle Duy"
    Çünkü; İçeri doğru açılan bir hali var ve derinlere gidiyor. Kullanılan malzeme resmin yapıldığı dönemlere işaret ediyor. Eski.

    Eczacıbaşı Sanal Müze Sergisi Eğitim Projesinde en sevdiğim yaş grubu:

    7-8 Yaş.
    Çünkü; çok yaratıcılar. Fazla bilgi yüklenmemişler.
    13-14 Yaş.
    Çünkü; ilgili olanları meraklı ve ezberledikleri şeyleri gerçekte gördükleri zaman tam anlamıyla öğrendiklerini görmek, teknik terimleri ve kavramları anlatabilmek ve öğrendiklerini görmek keyif veriyor.

    Sanat Fuarında en sevdiğim stand:

    Kooperatif Standı
    Çünkü; her zaman olduğu gibi çok disiplinli işler sergiliyorlar. Bugüne dair üretiyorlar. Standlarını da kendi konseptlerine uygun biçimde tasarlıyor olmaları onları daha karakteristik yapıyor.

    Sanat Fuarında En Sevdiğim İş:

    MSÜ Standı Desen Halıçınarlı gravür baskısı.
    YTÜ Sanat Tasarım Fak. Standı Burak Özdelice "Kış Gibi" animasyonu.

    Kitap Fuarında En Sevdiğim Yayınevi Standı:

    Metis.
    Çünkü, stand tasarımları hem işlevsel, hem görsel. %25 indirim ve üye kaydı vardı. Ayrıntı
    Çünkü hem güzel kitaplar var hem de % 30 indirim uyguladılar.

    FUAR YAZILARI 27.10.2004

    Herşey çok garip işliyor aslında... genel düzen, genel işleyiş burada çocuklardan yansıyor. Kimi elinde cep telefonuyla eğitim sırasında fotoğraflarını çekerken resimlerin, kimi evinin düşen tavanından bahsediyor; boş bir kağıdı bedava olduğu için poşetine koyuyor, diğer bedava aldığı kitap ayraçları ve yayın katalogların yanına. Sanat onlar için varlığı ile yokluğu çok da fark etmeyen bir olgu. Çünkü hep düşünüldüğü tartışıldığı üzere sanat olmazsa mahvolmayız (!) Ve bu yüzden burada çocuklar için farklı bir deneyim yaşannıyor. Türkiye'de yetişen çocukların büyük bir çoğunluğu sadece Atatürk resmi yada heykeli görüyor sanat yapıtı adına. O da zorunluluk arz ediyor zaten onlar için...

    Burhan Doğançay özel oldu onlara. Sadece boyayla resim yapmaması onların dikkatini çeken ve tabi en önemlisi "kapı olmayan kapılar"... resim ve gerçek; ve -mış gibi olan sanat!

    "Yaşlı bir amca, dedeniz gibi, çooookkk gezmiş, gittiği ülkelerde kapıları duvarları görmüş; onların resmini yapmış" diye basit bir anlatım.

    "Tuvalden farklı değil aslında bu kapılar yada bu katman katman kağıtlar. Onlar da tuvalin üstünde aslında..." diye yakın bir bakış, malzemeyle tanışma ve şaşkın bir bakış. "Aaaaa"lamalar...

  • "Peki bu resimleri nasıl getirmişler buraya?" diye soran meraklı bir velet ve masal gibi bir yolculuk hikayesi.
  • "Şimdi; Eczacıbaşı' nın bu resimleri sakladığı bi oda var, ama tabi resimlere zarar vermeyecek biçimde düzenlenmiş bi oda. Orada bu resimler- hani böyle pıtırcıklı patlayan minik kabarcıklar olan poşetler var ya- onlarla kaplı duruyormuş. Sonra buraya gelmesi için dikkatle bir bir kamyona taşınmış. Sonra, taaa bu içerilere kadar giriyor kamyoooonnn (çocuklardan hayret etmiş bir ifadeyle bakışlar ve dikkatli gözler karşımızda). Sonra biz gidip onları buraya taşıyoruz."
  • "Peki nasıl asılıyor?"
  • "Hani tuvali anlatmıştım ya size; çıtalar vardı birbirine bitişik, üstüne bez gerip zımbalamışlardı. İşte o tuvallerin arkadan çıtalarına çiviler çakıp ip takıyoruz. Bir de duvara bir çivi çakıyoruz. Ve ipten asıyoruz duvara resimleri."
  • "Hıııımmm" diyen kocaman olmuş gözler ve diğer resim...


  • Yoruldum. Sesim kısıldı. Ama "kolaj" nedir öğrendiler. Burhan Doğançay'ın ismini biliyorlar artık.

    Sakin, huzurlu bir rehabilite durumu: resim yapıyoruz.

    Ve bazen de tersine cinnet -anneler, babalar, öğretmenler etrafımızı sarmış; direktif veriliyor çocuklara!-

    Herşeye rağmen yine de takım elbiseli bir galerici olmaktansa fuar ortamında ya da bankada rutin çalışan biri olmak yerine bazen "uzman eğitmen" (?), bazen "pritçi abla", bazen de çocuk bakıcısı olmak güzel galiba. En azından bir süre...

    Yaratıcılık Üzerine, 30.10.2004

    İlk bakışta gerçekten resim, sonrasında izlenim oluyor ve bu kafa karışıyor. Kapının kapı olmaması ya da "çıplak"ın atölyede poz vermiş olabileceği şaşırtıcı olabiliyor. Düşünceli gibi tarif edilen kadın duruşuyla değerlendiriliyor. Ve her şey üzerine hikayeler yazılıyor. Erkekler daha yaratıcı görünüyor, yakından baktığımda duruma. Anlatılan öyküler resimlere bakınca görülenler, kelime oyunları ve alıntılar en çok erkek çocuklarından çıkıyor.

    Neden?

    Kızlar genel geçer, sıradan ve nadiren enterasan yanıtlar buluyor kafalarındaki sorulara.
    Küçük yaşta bebek veriliyor ellerine ve annecilik oynuyorlar. Bebeklerini büyütüyor, kocalarını işe yolluyorlar ve bunu öyle bir ciddiyetle yapıyorlar ki; çünkü oyun oynuyorlar... Televizyonda "Şeker Kız Candy"i izleyip onun yetiştirme yurdundan zengin bir eve evlatlık gidişini ve aşık oluşunu izliyorlar ve sonunda resme bakınca -normal olarak- resmin bir rüya olabileceğini ya da zamanın ortaçağ olabileceği gibi ihtimalleri sokmuyorlar zihinlerine. Çünkü oyunlarını bile gerçek oynuyor, gerçek sorumluluklar alıyorlar...

    Çocukken hayal kurulur. Hayal kurmak güzeldir. Hayal kurmayan çocuk, bir insan eksiktir. Ama büyüyünce pek de hayal kurulmuyor yazık ki!
    Yaşanılan çevre, dayatılan tabular, toplum baskısı bu durumu yaratan. Kızın üzerindeki büyüyünce -doğası gereği- illaki "anne" olacak olması...
    Bugün burada tüm çocuklar zorluk ve hayatı küçük yaşta ciddiye almak durumunda olsa da görünen o ki kızlarda durum biraz daha farklı sanırım.

    Televizyon başrolde kafalarda. Çizgi filmler, popüler kültür küçük yaşta beyinleri kemiriyor. Bir "arı maya" değil de 5 yaşında izlenen, artık "pokemon" bilmem ne! Bilmiyoruz bile. Büyüme derdindeyiz çünkü gereksizce!
    Büyüdükçe, yaş 11'lere 12'lere geldikçe yok oluyor hayaller, "kendi dünya"lar. Öğretilen bilgiler, okunan kitaplar ve mantık giriyor devreye.

  • "Bu resme bakınca, sizce kapının arkasında ne var?"a durup da:
  • "Duvaaaarrr!" denebiliyor ("Niye soruyorsun ki, sanki bariz değil mi?" dercesine).


  • Çocukken düşünmeden, fikir yürütmeden, gerçekten özgürce bakarken, dünyalar yaratırken; büyüdükçe saçmalanıp mantık giriyor devreye. Duygu, hayaller, istemeden yok oluyor, üstüne basıp eziliyor...
    Yazık...

    30.10.2004

    15 ve 20 sınır. Arada 5 sayı fark var. 5 olsa... çocuk. Çizgiler acemi. Herşey uydurma ama herşeyin bir sebebi var. Yazıyor çocuk kafada. Gözler kocaman kocaman açık. Oraya buraya saldırı. İlah var karşısında. Farklı çünkü. Bedava. Nedir? Boya, kağıt. Çantana at! At yap sade bir sopayı. Dayak var bir de. Hay aksi! Demokratik kararlar ve ziyaretler. Dört duvar arasında 60 tane kafa, 60 yürek (!) kanat çırpış, nafile dünya.
    Tavan çöktü. Tavan salonun ortasına düştü ve cep telefonuyla fotoğraf çekilebilir. Ne sormuştun? Sanat! Yalan. At. Akıl, fikir, hayal, rüya, gerçek. Yok gerçek küçükken. Küçücükken haya yalan ki hayat. Zorunluluk mu yaşamak? Okumak, bakmak, görmeye çalışmak.
    Uzun bir yolculuk. Deniz vakit az. Resim yapılacak, fotoğraflanacak. Geri dönüş yol... uzun...
    Onur konuğu Fethi Kayaalp. "N'olucak bu resimler?" asılacak boynundan bir statik duvara. Ve hayal gibi gerçek dışı gerçek gibi bir alemde varolacak. Bir farenin ucunda tık tıklanacak. Sanal olacak.

    "Nasıl yani?". Duracak. Konuşulacak. Yorumlanacak. Sonuç. Genel yargı, sonraya hazırlık. Hep daha iyi. Hep daha güzel. Nankör insanoğlu. Nankörsün!... dolaş. Oku etiketleri. Uzaktan bak. Ne görüyorsun. Olabilir. Sırala renklerini. Boş alan. Dolu kafa. Önde kadın arkada curcuna. Karmaşık kafam. Kağıtlar birbirine karışık kafalar birbirine. Pritçi abla burada duruyor. Ve en son. Üret! Tüketelim. Resim yap!

    Eczacıbaşı Sanal Müzesi'ne Öneriler:

    Proje Uygulama Öncesinde;

  • Okul öğretmenleriyle iletişime geçilmeli, projeye dair bir dosya sunulmalı.
  • Çocukların aldığı formasyon, eğitim ve kültür seviyeli öğrenilmeli.
  • En fazla 10- 15 çocukla çalışılmalı.
  • Algının dağılmaması için en fazla 10 yapıt üzerinde çalışılmalı.


  • Proje Uygulama Sırasında;

  • Müzede ve fuar standında eğitim esnasında kopya yapıtlar üzerinden -dokunabilecekleri, algılayabilecekleri- eğitim verilmesi daha yararlı olacaktır.
  • Öğretmenlere yapıtlarla ilgili, doküman, görsel verilebilir. Kaynak kitaplar sunulabilir.
  • Öğretmen ve ebeveynler eğitim sırasında çocuklardan uzak tutulmalı, müdahaleleri engellenmelidir.
  • Uygulama yapmak isteyen çocuklarla yapılmalı, zorlama bir çalışma yapılmamalıdır. Zorlama ile yapılan bir çalışma verimli olmayacaktır.


  • Proje Uygulama Sonrasında;

  • Çocuk resimleri ve alınan notlarla yapıt imajları da eklenerek bir katalog oluşturulabilir.
  • Eczacıbaşı çocuk resimlerinden akademik araştırmalar ve araştırmacılar için de yararlı olabilecek ayrı bir resim koleksiyonu oluşturabilir.
  • Çocuk ve Sanat ilişkisine değinen kitap listesi oluşturularak yayın evleriyle iletişime geçilebilir ve bu kitaplarla sanat eğitimine dair bir kitaplık oluşturulabilir. Sanal müzede yer alacak fuar değerlendirme ile ilgili bölümde bu kitap ve yayın evlerinin bibliyografya şeklinde verilmesine karşılık olarak kitaplar ücretsiz temin edilebilir.
  • Uygulamada yer alan çocuk yapıtları bir pedagog eşliğinde analiz edilerek, araştırma kaynağı haline getirebilir.


  • Eğitimci ve Çalışanlara Dair;

  • Proje öncesinde çalışanlar vasıflarına ve yeteneklerine göre belirlenmeli; buna göre bir iş bölümü yapılmalıdır.
  • Her eğitmen yetenekleri ve anlatım şekli doğrultusunda kendine uygun yaş grubuyla çalışmalıdır.
  • Yapılan iş, proje gerekçeleri ve amaçlarıyla anlatılmalı önemi belirtilmelidir.


  • Proje, uygulama sırasında ve sonunda motive edici faaliyetlerde bulunulmalıdır. Çalışanların birbiriyle ve üstleriyle tanışmaya ve iletişimini arttırmaya yönelik etkinlikler yapılabilir (proje öncesi ve sonrasında gezi, yemek...vs.). Gelecek projelerde de aynı ekiple verimle çalışmak için.



    Yenilikler & Öneriler Benim Koleksiyonum Ödüllü Bulmaca Beş Bölgeli Büyütme Uluslararası Sanat-Linkleri Sanatçı Atölyeleri Üyelik

    Anasayfa | Koleksiyonlar | Sergiler | Araştırarak Öğrenmek | Etkinlikler | Araştırma Kaynakları | Sanatçı Sayfaları
    Paneller | Bilgi & Haber | Site Haritası