Eğitim Projeleri  ) 

Sanal Müze Ofisi  


Konferanslar  

Seminerler / Paneller  

Resim Yapmayı Öğreniyorum  

Resim Yaptırmayı Öğreniyorum  

  • Projeye Katılan Eğitmenlerin Değerlendirmeleri
  • Neslihan Varol, Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi, Sanat Yönetimi Programı - Eğitmen

    14. Tüyap Sanat Fuarı
    Eczacıbaşı Sanal Müze Eğitim Projesi ve Fuar Değerlendirmesi

    23 Ekim- 31 Ekim 2004


    1. GİRİŞ

    Günce Dosyası, Eczacıbaşı Sanal Müzesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi tarafından ,14. İstanbul Sanat Fuarı'nda, 23 - 31 Ekim tarihleri arasında uygulanmak üzere ortaklaşa hazırlanan "6-14 Yaş Görsel Sanat Eğitimi" projesine ilişkindir.

    Dosyanın ikinci bölümü projenin gerçekleştirildiği tarihlerde tutulan "Günce" bölümüdür. "Çalışma Notları" adı altında, üçüncü bölümde, eğitim çalışması esnasında asistanlık yaptığım gruplarda yer alan çocukların çalışma esnasındaki yorumlarını içermektedir. Dördüncü bölümde, projeye ilişkin olarak değerlendirmelerim yer almaktadır. Besinci bölüm olan "Öneriler", projeye ilişkin olarak yapmış olduğum önerileri içermektedir. Son bölümde, "iletişim bilgileri" yer almaktadır.

    2. GÜNCE

    23.10.2004

    Bugün ilk grubum, 10 - 12 yaşları arasında ki çocuklardan oluşan 4 kişilik bir ekipti. Bu çocuklar tanıdık çocuklardı; geçen sene 13. İstanbul Sanat Fuarı'nda, Eczacıbaşı Sanal Müzesi'nin sergi alanına yaklaşık olarak her gün uğrayan üç erkek çocuk. Bu sene de yine aynı çocuk diğerlerine ayrılan bir biçimde fiziksel olarak daha yapılı ve lider konumunda. Sergi alanına girdikleri ilk anda bu, hissedilir bir şey adeta; ancak, eğitim çalışmasına değin. Bulundukları mekanlar ve bu mekana dair duydukları ilgi, gösterdikleri alaka aralarındaki ilişkiyi yeniden yapılandırıyor kanımca. Çocuklar, uğultunun yoğun olduğu bu mekanda, olabildiğince yapıtlarla iletişim halindeler.

    Öncelikle "Burhan Doğançay -Gözlem / Yorum / Teknik" sergisi ile eğitim çalışmamıza başladık. Tabi çocuklar için bu çalışma çok tanıdık. Konuşmalarımız spontane devam eden bir soru cevap biçiminden sıyrıldı. Sesli düşünüp, birbirlerimizle fikir alışverişinde bulunduğumuz bu çözümleme sürecinde çocuklar, malzemenin bir anlatının aracı olduğunu kavrayan cümleler saffettiler. Her yapıt için ayrı ayrı tekniğinden bahsederek, bu tekniğin kullanım farklılıklarına yoğunlaştılar. Yapıtlardan birinde hazır bir nesneyle, bir diğerinde bir nesneye ilişkin fotografik görüntülerle karşılaşmaları ve tüm bunların Doğançay'ın plastik malzemeyi kullanarak tarif ettiği nesneler ile bütünleşmeleri dikkatlerinden kaçmıyor, anlatıların neler olabileceği üzerine hayal güçlerini çalıştırıyorlardı. Doğançay'ın yapıtları arasında en çok ilgilerini çeken "Geceyarısı Mavisi" ve "Ölü Et" idi.

    "Geceyarısı Mavisi" için bugün çalıştığım 10 yaşlarında yaklaşık 10 kişilik bir diğer grupta, "hapsolmuş gibi" tabiri kullanıldı. Çocuk, gerçek bir kapının ve resmin gerçeklik düzlemleri arasındaki farklılıkları görebiliyordu. Çocuk yapıtın tarif ettiği nesne ve nesnenin işlevselliği üzerinden hareket ederek yapıtı yorumluyordu. Yapıtın ismi, okumalarını yeni bir kurmacaya yöneltti. "Belki sanatçı hayalinde, bir gece içinde siyah bir kapıyı canlandırmış olabilir" idi ve "gece siyah kapıya yansıyan ışık, kapıyı gece mavisiymiş gibi görmesine neden olmuş olabilir" idi. Bana kalırsa bu cevap çocuğun daha uzun bir süre kafasında taşıyacağı, yapıta ilişkin soruların cevaplarından biri olarak ortadaydı. Çocuk, karşılaştığı imgeye, görüntüsünü tarif eden gerçekliği ile bağını koparmış durumdaydı; o bir sanat yapıtıydı. İmgeye anlamlar veren çocuk, imgenin oluşmasına neden olan şeyi kendi çözümleyene değin, kafasında taşıyacak ve cevaplar üretecekti. En azından ben öyle olacağını umuyorum.

    Bugün karşılaştığım şaşırtıcı yorumlardan biri de Nuri İyem'in "Köylü Kadınlar"ı üzerineydi. Çocuklar resmin tarif ettiği mekan duygusundan yola çıkarak resimsel perspektifi kavrıyorlardı. Bunu, resimsel yüzeyin iki boyutluluğuna dikkatlerini çekerek pekiştirmeye çalıştım. Tıpkı resimde olduğu gibi köylerde de büyük tarlalar olduğunda bahsettiler. Tarif edilen kadınların köylü olmaları, sadece görüntünün sunduğu bir bilgi değildi. Çocuklar kendi hayatlarından yola çıkıyorlar ve bilgilerini pekiştiriyorlardı. Çocuklardan biri kadınların şehirli kadınlar olmadığını, bu kadınların tarlalarda çalışan kadınlar olduklarını söyledi. Ona göre "şehirli kadınlar ise evde oturup televizyon seyrediyor"lardı.

    Sanırım "Kadın İmgeleri" sergisi yapıtlar arasındaki benzerlik ve farklılıklar üzerinden yapılan konuşmalarla amacına ulaşıyordu.

    Uygulama çalışmalarında 10 yaşlarındaki çocuklardan biri resmine Barış Manço'nun bir fotoğrafının yer aldığı gazeteden görüntüyü kesip kağıdına yapıştırdı ve yanına, sancağın altında duran üç asker çizdi. Ona Burhan Doğançay'ın resimlerindeki bütünlükten bahsettim ve görüntüler arasında kendisinin nasıl bir anlatı oluşturduğunu sorma gafletinde bulundum. Hiddetle cevap verdi;

    "Görmüyor musun, Barış Manço burada öldü, burada da üç asker onun yasını tutuyor"


    24.10.2004

    Bugün fuarın oldukça yoğun olduğu bir gündü. Çocuklar sergi alanımıza, genellikle ikili gruplar halinde uğradılar. Birlikte çalışma yaptığım gruplardan birinde diğer gruplara nazaran bir aşama daha ilerleyebildim.

    Sanırım çocuklara, bir sanat yapıtının her şeyden önce bir anlatı oluşturduğunu kavramalarını sağlamak gerekiyor. Bunun için gerekli olan en temel şey çocuklara yaklaşımında eğitmenin kurduğu cümlelerin yapısı. Yani, resmin tarif ettiği bir kadın figürünü göstererek "bu kadın nasıl bir kadın?" demek yerine "sanatçının bize tarif ettiği kadın nasıl bir kadın?" demek arasındaki ciddi kavrayış farklılıklarından bahsediyorum. Bugün çalıştığım gruplarla bunu önemini çok daha belirgin bir biçimde anladım.

    "Bu kadın nasıl bir kadın?" sorusu ile çocukların, bir çok temel nüansı kaçırmalarının ötesinde, çalışmanın temel amaçlarından sapmaya başlıyorsunuz. Bu soruya 10 - 12 yaşlarındaki çocukların vereceği cevaplarla, görüntünün tarif ettiği şeye göre değiştiği gibi sınırsız bir hayalgüçü ve kurmaca ile karşılaşıyorsunuz. Oysa bence çalışmanın temel amacı sınırları belirlemek ve bu sınırlar üzerinden çocukların sınırsız hayal güçlerini çalıştırmaya katkıda bulunmak. Çünkü ortada temel bir gerçek var: Resimsel görüntünün gerçek bir kadın olmadığıdır; karşınızdaki yalnızca bir resimdir ve resme konu edilen figürün bir kadını tarif edebileceğidir. "Kadın İmgeleri" sergisinde çocuklara bu yaklaşım üzerinden, yapıtın varoluş nedenlerini kavramalarına yönelik bir çok soruyu kendilerinin oluşturmasına kaynaklık etmek gerekmektedir.

    Filiz Tokcan'ın yapıtı üzerinden yapılan grup sohbetlerinden birinde çocuklar, sanatçının mutsuz ve yalnız bir kadını anlattığı üzerinden fikir birliğine varıyorlardı. İzledikleri çözümleme yöntemi ile bu kanıyı pekiştirecek noktalara geri dönüldü. Sohbetimizde onlara hangi renkleri sevdiklerini, bu renklerin onlara neler çağrıştırdığını sordum. Sonra yapıt üzerinden konuşmalarımıza geri dönerek, yapıta gördükleri gördükleri renkleri tekrar saymalarını istedim. Çocuklar renkleri sayarlarken, renklerin çağrıştırdığı duygu ve düşünceleri ifade etmeye başladılar. Burada kilit noktası düşüncelerini pekiştirecek nuansları yakalamalarını sağlayarak çözümleme yapmalarına aracı olmak. Son olarak yapılması gereken, çocuklara, sanatçının tarif ettiği şeyin, onlarda uyandırdığı duyguları onlar adına, tüm uyaranlarıyla sıralamak. Çocuklardan biri Filiz Tokcan'ın camdan dışarı bakan bir kadını tarif ettiğini ifade etti. Bu benim için son derece sevindirici bir gelişme. Ardından yapılan konuşmalarda aynı çocuk, içerisinin kasvetli, dışarısının ise neşeli olduğunu ifade ederken gruptaki bir diğer çocuk buna katılmadığını söyledi. Evet ona göre de içerisi kasvetliydi; ancak, dışarısının neşeli olmayabileceğini, görülmediğini söyledi. Okuma biçimine ilişkin olarak yönlendirmelerim doğrultusunda çocuklar kendi sınırlarını kendileri belirlemeye başladılar, bir grup bütünlüğüyle. Çocuk, resimde görülen, dışarıyı tarif eden "sarı alan"ın "karşıdaki bir apartmanın duvarı" olabileceğini dolayısıyla "dışarısı"nın "neşeli olmayabilir"liğini belirtiyordu.

    Şükriye Dikmen'in üç yapıtının da ayrı ayrı tekniği üzerinde durmak resmin aynı sanatçıya ait olup olmadığını merak etmelerini sağlıyor. Etiketi okutturup, her sanatçının kendine ait bir tarzı olduğunun belirtilmesi gerekiyor.


    25.10.2004

    İlk randevulu grubumuz olan Uğur Koleji çocuklarıyla çalışarak güne başladık. 12 yaşlarındaki 15 kişilik ekibi ikiye böldük. Bir grup, Saliha ve Hüseyin asistanlı eşliğinde çalışırlarken; diğer gurubu Hande ve onun asistan olarak Filiz çalıştırdı. Ardından yaşları 14 - 15 olan bir grup erkek çocukla çalıştık.

    Bu ergen çocuklarla uygulama aşamasında Koray'la beraberdik. Uygulamaya oldukça sert, tutucu ve alaycı bir yaklaşımla bakıyorlardı. Konuşmalarında yaptıkları şeyin gereksiz olduğuna inanır bir halleri vardı; ancak, yinede resim yapmaya devam ediyorlardı. İçlerinden biri alaycı bir tavırla resmini bana gösterdi.

    "Abla nasıl olmuş? Ben burada neyi anlatmaya çalışmışım?" dedi ve hep beraber gülüştüler.

    Ben de hiçbir şey anlamadığımı bunun nedenlerinin ya sadece benden yada yaptığı işi hiç ciddiye almayan biri olarak kendisinden kaynaklı olabileceğini belirttim. Suratı bir anda değişti sanırım benden başka tür bir cevap bekliyordu: "Çok güzel olmuş,….." gibi.

    "Tamam. Ben yeni bir kağıt almak istiyorum" dedi.

    Uygulama esnasında çocuklara, resimlerine isim koymak isteyip istemediklerini sormak bence önemli. Sanırım bu, iki dil arasındaki ortak noktanın neler olabileceğini kavramalarını sağlayan bir işe yarıyor. Bir çoğu görsel anlatımın önemi duyumsayıp, bunun kendileri için bir ifade aracı olduğunu kavrıyorlar.

    Bugün saat 16.00 gibi Nesin Vakfı öğrencileriyle çalıştık. Benim grubum 10 - 14 yaşları arasında 6 kişilik bir gruptu. Şimdiye değin hiç bu kadar muhalif bir grupla çalışmadım.

    Çalışma esnasında çocuklar, yapıtlara oldukça mesafeli bakıyorlardı. Hele ki içlerinde ergenlik çağında olan iki kız tamamen kendilerini gruptan soyutlamaya çalışıyorlardı. Onlara elimden geldiğince soru yöneltmeye çalıştım. Gelişim evreleri arasındaki farklılıkları sanırım bunun en belirleyici unsuruydu. 10 yaşındaki Ozan, aralarında en muhalif olan; ancak, aynı zamanda da en doğru soruları sorup en ilginç cevapları üreten bir çocuktu. Grubun başını çekmek isteyen bir tavırla durduk yere "sanatçı öyle istemiş öyle olmuş" diyordu. Bende bir noktadan sonra ona söylediği şeyin çok doğru olduğunu; ancak, bizim burada meselemizin bu olmadığını, karşımızdaki yapıtları çözümlenmeye ve anlamaya çalıştığımızı belirttim. Sanırım onu etkilemeyi başardım. Ozan'la başlayarak tüm gruba hakim olan muhalif tavra işlerlik getirmeye çalıştım.

    Arzu Başaran'ın yapıtı önüne geldiğimizde, sanırım amacıma ulaşmıştır. Resmi "çok karışık" olarak nitelendirdi. "Hiçbir şeyin belli olmadığı bir şey" olduğunu söylüyorlardı. İçlerinden, 10 yaşlarındaki Hasan'ın söyledikleri ilginçti:

    "Belki sanatçı karışık bir duyguyu anlatmak, belki karışık bir durumu anlatmak istemiştir. Yada sadece hem belirli hem de belirsiz olan bu resmi yapmıştır."


    26.10.2004

    Aktarma gerekliliğini duyduğum bir yaklaşımdan bahsetmek istiyorum. Bu Burhan Doğançay'ın "Ölü Et" adlı yapıttan yola çıkarak sanat yapıtında zaman ve mekan kavrayışına ilişkin, bir çocuğun yorumudur.

    10 yaşlarında yaklaşık olarak 15 kişilik bir grupla gerçekleştirdiğim eğitim çalışmasının bir evresinde "Ölü Et" in karşısında çocuklarla sohbetimize devam ediyorduk, çocuklar yapıtı göstererek bunun ne olduğunu sordum. Hepsi "kapı" cevabını verdiler. Ardından bir kapının ne işe yaradığı üzerine konuştuk ve gördüğümüz şeyin bir kapı olmadığını; ancak, bir kapıyı tarif ettiği ve bunun bir sanat yapıtı olduğunu konusunda fikir birliğine vardık. Çocuklara yapıtın niteliksel ve niceliksel özelliklerini üzerinden gerçek hayatta bunu bir kapı olarak görmeyi hayal etmelerini sağlamaya çalıştım. Sorduğum sorulardan biri "bu bir kapı olsaydı eğer kapının arkasında ne olabilirdi?" sorusuydu. Çocuklardan birinin verdiği cevap şimdiye değin hiçbir çalışmada hiçbir çocuktan duymadığım bir cevaptı ve bu cevabın doğruluğu söz konusuydu. Çocuk,

    "Arkasında başka bir boyut olurdu" dedi.

    Doğrusu bugün karşılaştığım yorumlar oldukça ilginçti. Bu ilginç yorumlardan bir diğeri de Şükriye Dikmen'in "Kadın" adlı yapıtı üzerine, 12 yaşlarında bir çocuğun yorumudur. Çocuk, Şükriye Dikmen'in bir kadın olduğu için bir kadını resmetmiş olabileceğini belirtti ve ekledi;

    "Bir kadın olduğu için böyle iyi anlatmış" dedi.

    Günümüzün en kritik mevzusu ise bir Memurdan Armağan İlköğretim Okulu tarafından kandırılmış olmamızdır. Randevu için görüşmeye gelen yetkiliyi, yoğunluğumuzdan dolayı geri çevirmemiz üzerine yetkili kişi bize bir çözüm önerdi. Randevu almak istedikleri saatte denk gelen Avcılar İnönü İlköğretim Okulu yetkili kişisi ile görüşeceğini onların gelmemeleri durumunda bize bunu bildirmeyi ve de böylece anlaşmış olmayı talep etti. Bizde kendisinden haber beklediğimizi belirttik. Ertesi gün aradığında her şeyin söylediği gibi geliştiğini ve 14.00'da sergide bulunacaklarını bildirdiler. Fakat bugün saat 13.30'da gelmeleri üzerine, grubu saat 13.40'da çalışmaya aldık. Ayrıldıklarından 15 dakika sonra, saat 14.30'da, yarım saat geciktikleri için özür dileyerek gelen Avcılar İnönü İlköğretim Okulu ile karşılaştık…

    Avcılar İnönü İlköğretim Okulu'nu dört gruba ayırdık. Gruplardan biri ile ben çalıştım. Çocuklarla "Burhan Doğançay -Gözlem / Yorum / Teknik" sergisini gezerken, Avcılar İnönü İlköğretim Okulu Müdür Yardımcısı, yanımıza gelerek bana bir soru yöneltti;

    "Yaa, bana anlatır mısınız bunlar nedir?"

    Kendilerine eğer dinlemek isterlerse, müdahale etmemek kaydıyla, çalışmamıza katılabilecekleri belirttim. Öğretmen bulunduğu yerden kımıldamadan, öğrencilerine baktı önce, sonra gülümsedi. Bu fikrin pek hoşuna gitmediğini fark edince kendisine beni çalışma bitimine değin beklemelerini rica ettim; ancak, buna hiç gerek kalmadı. Çocuklardan biri öne atıldı,

    "Öğretmenim bakın, burada Burhan Doğançay, farklı hayvanların gözlerini bir araya getirmiş. Resmine gözlük yerleştirmiş, iyi gören hayvana az gören başka bir şeyin gözünü koymuş. Burada görmekten bahsediyor" dedi.

    Öğretmenin suratındaki şaşkınlık ifadesi hoş bir tebessüme dönüştü.

    "Peki, çok teşekkür ederim" dedi ve yanımızdan ayrıldı.


    27.10.2004

    Bu yıl ekibimize yeni katılan arkadaşlar açısından, bugün oldukça verimli bir gündü. Hepsi en az bir çalışmada eğitmen olarak görev aldılar. Kanımca başarılı da oldular.

    Bu sene geçen seneye oranla projeye katılım arttı. Eğitim projesinde randevulu gelen okulların sayıları 30 ila 40 arasında olduğu için aynı anla dört grup oluşturarak eğitimi gerçekleştiriyoruz. Bunun daha faydalı ve yararlı olabileceği kanısına vardık. Gruptaki çocuk sayısının 15 üzerine geçmesi eğitimin verimini düşüren bir etken oluşturuyor.


    28.10.2004

    Bugün Hüseyin'le beraber bir eğitim çalışması gerçekleştirdik; paslaşarak. Çalışmayı yaptırdığımız çocukların yaş ortalaması 10 civarıydı.

    Çocuklarla Burhan Doğançay'ın "Geceyarısı Mavisi" üzerine konuştuk, sonrada "Ölü Et" e geçtiğimiz zaman onlara aynı doruyu sordum; "bu nedir?" Çocuklar, kapı cevabını verdiler. Bunun üzerine bir kapının işlevlerinden, nerelerde olabileceğinden bahsettik tekrar. Sonra yine sordum; "bu nedir?" diye. Kimi aynı cevabı verdi, kimi de susmayı tercih etti. Bunun üzerine çocukları oturdukları yerden ayağı kaldırdım, ve panonun arka tarafına götürdüm ve yeniden sordum: "Çocuklar bu bir kapı mıdır yada bir sanat yapıtı mı?" Hep bir ağızdan, "sanat yapıtı" dediler.

    Geri döndük ve onlara etiketi okutturdum. Tuval'in nasıl bir şey olduğunu ve karşılarındaki şeyin tuval olup olmadığını nerden anlıya bileceklerini belirttim. Çocukların tanımladıkları şeyin gerçekliğini sınamalarının önemli olduğunu düşünüyorum.


    29.10.2004

    Şimdiye değin çalıştırdığımız gruplarda belirgin olarak görülen bir cinsiyet farklılığı var; Kızların hayal güçlerinin, erkeklere oranla daha az ortaya çıkıyor oluşu. Buradan yola çıkarak kız ve erkek çocuklar arasındaki hay gücü zayıflığı yada zenginliğine varmayacağım, zaten de varamam. Ancak bunu belirleyen unsurları çok merak ediyorum. Sunduğumuz yöntem, gelişimin bu evrelerinde cinsiyetin zihinsel işleyişine etkisi (ki buda ayrı mesele) mi ters düşüyor? Yada mevzu, sadece çevresel unsurlardan mı kaynaklanıyor? Bunun doğru bir saptama olup olmadığını sınamak ve gerekirse bunun cevaplarını bulmalı!


    30.10.2004

    Bugün Burhan Doğançay'ın "Buz Hokeyi"i üzerine çocuklarla uzun süre sohbet ettik. Yöntem bir yerde tıkanıyor çocukların hayal güçlerinin çalışmasını engelliyordu. Bunun üzerine etiketi okutturdum ve Buz Hokeyinin ne olduğundan bahsetmeye başladır. Bana en sevdikleri spor dallarını sıraladılar. Onlara hiç maça gidip gitmediklerini de sordum; kimisi gittiğini kimisi gitmediğini söyledi. Bunun üzerine maç haberlerini nerden öğrendiklerini sordum. Televizyondan, gazetelerden öğrendiklerini söylediler. Çalışmayı Saliha ile götürüyorduk. Saliha söze karıştı,

    "Ben televizyonlardan ve gazetelerden sadece maç haberleri değil sinema haberleri de öğreniyorum" dedi.

    Bunun üzerine bende çocuklara tekrar yöneldim; çocuklara, kendilerinin de bu haberleri öğrenip öğrenmediklerini sordum. Hepsi "evet" cevabını verdi. Bir soru daha sordum: "Sinema haberlerini başka nerelerden alıyorsunuz?"

    "Duvarlardaki afişlerden" cevabı geldi.

    Sonra yapıt üzerinden konuşmaya devam ettik. Artık algıları görsel bir formda çalışmaya başlamıştı…


    31.10.2004

    Bugün fuarın son günü. Çocuklarla çalışmak çok keyifliydi…


    3. ÇALIŞMA NOTLARI

    3.1. Neslin Değişen Sesi İlköğretim Okulu Çalışma Notu

    Notu Tutulan Kurumun Adı: Neslin Değişen Sesi İlköğretim Okulu
    Tarih: 27.10.2004
    Çalışma Grubu Kişi Sayısı: 10
    Çalışma Grubu Yaş Ortalaması: 10-12

    "Burhan Doğançay -Gözlem / Yorum / Teknik" Sergisi

    "Kalbinle Duy"

  • Hiçbir şey anlaşılmıyor.
  • Gazeteleri ve dergileri kesip yapıştırmış
  • Siyah olan yer denize benziyor.
  • Mikroba benziyor.

    "Duvar 75"

  • Doğançay'ın çocuğu sınavdan 5 almış.
  • Sayılar üzerine çalışmış
  • Alttan karton çıkmış
  • Kağıt gibi yırtınca siyah görünmüş içi
  • Yarım kalmış 6 var
  • Turkuvaz rengi var.

    "Buz Hokeyi"

  • Pütürlüklü bir yüzeyi var.
  • Duvara benziyor.
  • Adam bıyıksız Tarkan
  • New York sokakları gibi.
  • Bahçe duvarı olabilir.

    "Geceyarısı Mavisi"

  • Kilitli kapıya benziyor bu
  • Tanrı kapısı bence
  • Biri gelmiş mühürlemiş gibi
  • Haç işareti var
  • Burası bir perili ev, insanlar korktukları için mühürlemişler
  • Bu kapı geceleri görülüyor.
  • Doğançay belki bu rengi seviyordur.

    "Barbara"

  • Burhan Doğançay birine "Barbara" adında birine aşık olmuş.
  • Doğançayın fotoğrafının, yüzünün yarısı var.
  • Bence Burhan Doğançay Fenerbahçeli.
  • Hep kağıt kullanmış.
  • Garip bir tahtanın üzerine yapmış resmi.
  • Onun yarım insan koyma hastalığı var.
  • Adam lens takmış gibi.
  • "Barbara" ona kızmış olmalı.
  • Kadın fakir olduğu için çöpten çizmiş olabilir.
  • Barbara zevksiz biri olabilir.
  • Tam aşağıya düşerken tele tutulmuş olabilir.

    "Sünnetçi"

  • Sünnetçiyi tarif ediyor
  • Bu bir mimarın duvarı.
  • Sünnetçi kapıyı bulamazsa 5 milyon verecek.
  • Fincan sokağa gidiyor.

    "Ölü Et"

  • Kapılarla ilgili bir film seyredip yapmış.
  • Kapının arkasında ölü insanlar var
  • Filmlere benziyor.
  • Bizim Burhan Doğançay, öldürdüğü insanların isimlerini yazmış buraya.
  • Bu kapı geleceğe açılıyor.
  • Cehenneme açılıyor.
  • Korkunç bir mağraya açılıyor.

    "Nuri İyem" Sergisi

    Nuri İyem, "Köylü Kadınlar"

  • Burada üç kardeş var.
  • Kızın en genç hali, orta yaşlı hali ve yaşlı hali var.
  • İkisi mutsuz, çünkü evde kalmışlar
  • Bunlar vampir, köylüler bunları öldürecekler.
  • Burası biraz kurak bir yer, çünki kurumuş ağaçlar var.
  • Bu kadınlar hapse girmiş bence. Köylüler onları kurtaracaklar.

    "Kadın İmgeleri" Sergisi

    Filiz Tokcan, İsimsiz

  • Bu kadın yüzsüz.
  • Yüzü görünmüyor, çünkü yüzü yok.
  • Belki kendini idam edecek.
  • Bence hapse girmiş.
  • Bence kocasına bakıyor.
  • Dışarısı günlük güneşlik.
  • Orda sehpa yada masa var.
  • Malzemesi cam çünkü yansıması var.
  • Bence çok cilalanmış bir masa
  • Resmin renkleri solgun.
  • Koynunda bebek tutuyor.
  • Çok meraklı karşıya bakıyor.
  • Bu kadın zenci ve kötü şeyler yaptığı için kapatmışlar. Zenci olduğu için değil ama kötü şeyler yaptığı için kapatmışlar.

    Bedri Baykam, "Soyut Çıplak"

  • Bir çizgi filimde kadın heykeli vardı, Bedri Baykam onu çizmiş.
  • Burada sinirli bir şey canlandırıyor insanda.
  • Denizkızı var burada.
  • Özensiz yapmış gibi.
  • Sevdiği kadın başka bir adamı seviyormuş.
  • Burada sevdiği kadına yazdığı mektup var.

    Şükriye Dikmen, "Turuncu Elbiseli Kız"

  • Duruşu çok kendini beğenmiş.
  • Ressam gözlere önem vermiş.
  • Sanki resim tahtanın üzerine yapılmış.
  • Bu kadın ölmüş olabilir.

    3.2. İnönü İlköğretim Okulu Çalışma Notu

    Notu Tutulan Kurumun Adı: İnönü İlköğretim Okulu
    Tarih: 28.10.2004
    Çalışma Grubu Kişi Sayısı: 10
    Çalışma Grubu Yaş Ortalaması: 10

    "Barbra"

  • Çok karışık
  • "Barbara" iğrenç.
  • Kadın kötü kalpli

    "Buz Hokeyi"

  • Amerika yazısı var.
  • Bu duvar da karışık.
  • Ortak özellikler yapıştırma
  • Bu daha renkli bir resim.

    "Duvar 75"

  • Üst üste getirmiş sayıları.
  • Deniz gibi olmuş.
  • Yırtılmış yapıştırmalar var.
  • Gölge yapmış
  • Yarım kalmış 5 var

    "Geceyarısı Mavisi"

  • Hapsetmiş..
  • Kendi dolabını anımsatmış gibi.
  • Gerçek bir kapıya benzetmiş.
  • Mavi değeri yüksek bir şey
  • Bu resimle hatırasını koymuş olabilir.

    "Sünnetçi"

  • Tabela var.
  • Burası sokak gibi..
  • Kareler ev olabilir.
  • Karelerin krokisini çizmiş.
  • Evlerin krokisini çizmiş onların adresleri bulunsun diye.
  • Koyudan açığa doğru krokiye benzetmiş.

    "Ölü Et"

  • Kapı iğrenç.
  • Gerçek değil ki!
  • Sanki eski bir evin kapısı.
  • Serserilerin bazen spreyle yazdıkları kapılara benziyor.
  • Diğer kapı daha kitli zincire verulmuş.
  • Bu dükyan kapısına benziyor.
  • Bir morg kapısı.

    "Nuri İyem" Sergisi

    Nuri İyem, "Köylü Kadınlar"

  • Arkalarında duvar var.
  • Şaşkın ve hüzünlü görünüyorlar.
  • Arkadaki adamlar ya çalışmaya gidiyor yada dönüyorlar.
  • Arkadaki adamlar kararsız görünüyorlar.
  • En arkadaki adam daha kararsız duruyor, daha az belirgin olduğu için.

    "Kadın İmgeleri" Sergisi

    Filiz Tokcan, İsimsiz

  • Hüzünlü bir kadın. Bir hastane odasından dışarı bakıyor.
  • Balkona çıkmış gibi.
  • Dışarısı bahçesi olan güneşli bir yer. .
    Nuri İyem, "Sarı Çıplak"

  • Adam eşinin resmini yapmış.
  • Kadının üzerinde yazılar var..
  • Titanik'deki kadın gibi.
  • Boyayı fazla koymuş çıkıntılı olmuş.

    Kezban Arca Batıbeki, "Atlı Kadın ve Kaplan"

  • Bu kadın savaşçı ve vahşi..
  • Kızgın bir kadın.
  • Hem erkek hem kadına benziyor.
  • Resim fantastik bir resme benziyor.

    Şükriye Dikmen, "Turuncu Elbiseli Kız", "Kadın" ve "Kadın Portresi"

  • Hepsi aynı kadın.
  • Çizgileri aynı
  • Boyunları çok uzun
  • Şükriye Dikmen bu resimleri feminist olduğu için yapmış olabilir.
  • Kadınlar kızıl deriliye benziyor.
  • Gözlerinin altlar çizilmiş.
  • Sanki yüzleri şişmiş hepsinin.
  • Yüzlerinin iki tarafı da farklı farklı
  • Kare gibi bu kadınlar.

    Eren Eyüboğlu, "Boynu Bükük Köylü Kız"

  • Bu üzgün bir kız..
  • Elbiseleri köylü gibi.
  • Sanki annesi kızmış oyuncaklarını çöpe atmış gibi.


    4. DEĞERLENDİRME

    14. İstanbul Sanat Fuarı'nda, Eczacıbaşı Sanal Müzesi, bu yıl "Burhan Doğançay -Gözlem / Yorum / Teknik", "Nuri İyem", "Kadın İmgeleri" sergileri ve "6-14 Yaş Görsel Sanat Eğitimi" projesi ile katılımcı olarak yer aldı. 23 - 31 Ekim 2004 tarihleri arasında, 10 günlük bir süreçte gerçekleşen, sergi ve eğitim projesi kanımca, Eczacıbaşı Sanal Müzesi'nin önüne koymuş olduğu kısa vadeli hedeflerine ulaştı.

    Gündelik yaşama ilişkin imgelerden beslenen, onları birer metafora dönüştüren Burhan Doğançay'ın resimlerinin yer aldığı sergi, sanatçının üretim serüveninin bir özeti olmasının yanı sıra, sanat fuarında bu yapıtlarla buluşan ziyaretçilerin kendi yaşamlarından yola çıkarak bi tip özdeşlik ilişkisi kurabilecekleri bir buluşma alanı oluşturdu. Anlatının, resimsel dil ile kendine has bütünleştiği Nuri İyem'in "köylü kadınlar"ı ile Eczacıbaşı Sanal Müzesi, bir sanat yapıtının, biçim ve içerik arasındaki ilişkisel düzleminin şaşırtıcı unsurlarıyla ziyaretçilerin karşılaşmalarına aracı oldu. "Kadın İmgeleri" sergisi yedi sanatçı ve dokuz çağdaş sanat yapıtını içeriyordu. Sergi, Türk resim sanatının batı etkisiyle başlayan kadın konulu serüvenine bugünden bakarak, bir ara kesit sunuyor, "kadın" kavramını resim dilinde kuramsal bir boyutta ele alıyordu.

    Çocukların, sanat yapıtlarına bakma, görme ve yorumlama kabiliyetlerini güçlendirmek, hayal güçlerini çalıştırmak ve bu yolla kendilerine bir okuma biçimi geliştirmelerine katkıda bulunmak amacı ile hareket eden "6-14 Yaş Görsel Sanat Eğitimi" projesi bu yıl üçüncü kez gerçekleştirildi. İstanbul'daki çeşitli okullardan önemli ölçüde katılım sağlandı. Yıldız Teknik Üniversitesiyle ortaklaşa hazırlanan projede görev alan eğitmenler, çocuklarla sergi alanını gezerek, soru-cevap yöntemiyle yapıtlar üzerinde konuştular. Tüm fuara hakim olan bir görüntünün tersine çocuklar, Eczacıbaşı Sanal Müzesi'nin sergi alanında yapıtlar karşısında duraksayarak yapıtı anlamaya kavramaya çalıştılar. Kimi zaman tümevarım yöntemlerini kimi zaman da tümdengelim yöntemlerini kullandılar. Çalışmanın ikinci evresinde çocuklar sergi alana yayılarak resim yaptılar ve çalışmalarını Eczacıbaşı Sanal Müzesi'nin standında sergilediler.

    Soru - cevap yöntemi, uygulama sürecinde çocukların katılımı, psikolojik ve psikososyal yapılarına göre modellendi. Buna göre oluşturulan çocuk grupları sayılarının on beşi geçmiyeceği bir biçimde, gelişim süreçleri dikkate alarak örgütlendi. Çocukları çalışmada etkin hale getirebilmek için, deneyimli olan eğitmenler, geçmiş senelerde uyguladıkları teşvik edici yöntemleri tüm eğitimcilerle paylaştı. Proje danışmanı Berna Erkün'den alınan onay ile karşılaşılabilecek durumlara ilişkin çözümler üretildi.

    Çocukların yapıtlar hakkındaki tespitleri son derece ilginçti. Burhan Doğançay'ın resimleri genel olarak tüm çocuklarda şaşırtıcı bir etki uyandırdı. Nesne ve gerçekliği arasındaki ilişkiyi sorgulayıp, nesnenin kendisi ve nesnenin görüntüsü arasındaki ilişkiyi kavradılar. Kendi hayatlarından yola çıkarak, hayal güçlerini harekete geçirerek resimleri çözümlemeye çalıştılar. Nuri İyem'in "Köylü Kadınlar'ında, resmin tarif ettiği kadınların benzerlik ve farklılıkları üzerinde ısrarla durdular. "Kadın İmgeleri" sergisinde yapıtlar arsındaki ilişkiden hareket ederek yaptıkları yorumlar sanatçıların anlatım biçimlerinden kişiliklerine kadar uzanıyordu.

    Yaklaşık olarak altı ila on iki arasında oluşturulan gruplardan, çözümleme yöntemine ilişkin yüksek verim alınırken; yaşları on iki ila on dört arasındaki çocukların oluşturduğu gruplardan görece daha az verim alındı. Bunda çocukların, belirli unsurlar nedeniyle yaşlarının ilerledikçe, algılarının görsel form almasının zorlaştığı gözlemlendi.

    Çalışmanın ikinci evresinde yaptıkları resimlerde kimisi Burhan Doğançay'dan etkilenerek kolaj tekniğini kullandı, kimisi kopya çalıştı, kimisi de bağımsız. Kimisi resmine bir isim verdi, kimisi "isimsiz" ismini verdi, kimisi de isim vermedi. Üretimlerin genelinden anlaşılıyordu ki; çocuklar sergiden etkilenmişlerdi.

    Projenin, çocuk gelişimine ve bu gelişimde sanat eğitiminin önemini ortaya çıkartan bir biçimde etkinleştirilmesi gerektiğini kanısındayım. Bu, projenin detaylandırılması, belki bağımsız bir üst proje haline getirilmesi ve bu biçimiyle süreklilik kazanması gerektiği kanısındayım. Bunu da çocuk gelişiminde sanat eğitiminin olumlu etkilerini ortaya çıkaran bir sosyal sorumluluk olarak değerlendiriyorum.

    Bu yıl katılımcı olan sanat kurumlarının artış göstererek 118'e ulaştığı, kültür ve sanat alanında bir gündem oluşturan İstanbul Sanat Fuarı'nda, kanımca Eczacıbaşı Sanal Müzesi, fuar ziyaretçileri ve çocuklar için başarılı bir çalışma yürüttü. Kültür ve sanat ortamında bugünün ve geleceğin sanat takipçilerini, sanat severlerini etkinleştiren, katılımlarını arttıran unsurları yaratmak ve ya bir araya getirmek, ortamının temel olarak ihtiyaç duyduğu önemli bir gelişmelerdir.


    5. ÖNERİLER

    * Bu etkinlik gezici ve sürekli hale getirilebilir.

    * Eğitim ve öğretim kurumlarıyla ilişkilerin güçlendirilmesi adına bir eğitim projesi lansmanı yapılmalıdır.

    * Projede birlikte çalışılan okulların temsilci yetkililerine bir teşekkür belgesi hazırlanabilir. Belge Eczacıbaşı Sanal Müzesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi imzasını taşıması proje katılımını, teşvik edici bir unsur olarak arttıracaktır.

    * Çalışmalar bir katolog haline getirilebilir.

    * Çocuk resimleri üzerinden bir Eczacıbaşı Sanal Müzesi Çocuk Resimleri Koleksiyonu oluşturulabilir.


    İzlenimler

    14. İstanbul Sanat Fuarı'nda, Eczacıbaşı Sanal Müzesi, bu yıl "Burhan Doğançay -Gözlem / Yorum / Teknik", "Nuri İyem", "Kadın İmgeleri" sergileri ve "6-14 Yaş Görsel Sanat Eğitimi" projesi ile katılımcı olarak yer aldı. 23 - 31 Ekim 2004 tarihleri arasında, 10 günlük bir süreçte gerçekleşen, sergi ve eğitim projesi kanımca, Eczacıbaşı Sanal Müzesi'nin önüne koymuş olduğu kısa vadeli hedeflerine ulaştı.

    Gündelik yaşama ilişkin imgelerden beslenen, onları birer metafora dönüştüren Burhan Doğançay'ın resimlerinin yer aldığı sergi, sanatçının üretim serüveninin bir özeti olmasının yanı sıra, sanat fuarında bu yapıtlarla buluşan ziyaretçilerin kendi yaşamlarından yola çıkarak bi tip özdeşlik ilişkisi kurabilecekleri bir buluşma alanı oluşturdu. Anlatının, resimsel dil ile kendine has bütünleştiği Nuri İyem'in "köylü kadınlar"ı ile Eczacıbaşı Sanal Müzesi, bir sanat yapıtının, biçim ve içerik arasındaki ilişkisel düzleminin şaşırtıcı unsurlarıyla ziyaretçilerin karşılaşmalarına aracı oldu. "Kadın İmgeleri" sergisi yedi sanatçı ve dokuz çağdaş sanat yapıtını içeriyordu. Sergi, Türk resim sanatının batı etkisiyle başlayan kadın konulu serüvenine bugünden bakarak, bir ara kesit sunuyor, "kadın" kavramını resim dilinde kuramsal bir boyutta ele alıyordu.

    Çocukların, sanat yapıtlarına bakma, görme ve yorumlama kabiliyetlerini güçlendirmek, hayal güçlerini çalıştırmak ve bu yolla kendilerine bir okuma biçimi geliştirmelerine katkıda bulunmak amacı ile hareket eden "6-14 Yaş Görsel Sanat Eğitimi" projesi bu yıl üçüncü kez gerçekleştirildi. İstanbul'daki çeşitli okullardan önemli ölçüde katılım sağlandı. Yıldız Teknik Üniversitesiyle ortaklaşa hazırlanan projede görev alan eğitmenler, çocuklarla sergi alanını gezerek yapıtlar üzerinde konuştular. Çocuklar, tüm fuara hakim olan bir görüntünün tersine, Eczacıbaşı Sanal Müzesi'nin sergi alanında yapıtlar karşısında duraksayarak yapıtı anlamaya kavramaya çalıştılar. Kimi zaman tümevarım yöntemlerini kimi zaman da tümdengelim yöntemlerini kullandılar. Çalışmanın ikinci evresinde çocuklar sergi alana yayılarak resim yaptılar ve çalışmalarını Eczacıbaşı Sanal Müzesi'nin standında sergilediler.

    Çocukların yapıtlar hakkındaki tespitleri son derece ilginçti. Burhan Doğançay'ın resimleri genel olarak tüm çocuklarda şaşırtıcı bir etki uyandırdı. Nesne ve gerçekliği arasındaki ilişkiyi sorgulayıp, nesnenin kendisi ve nesnenin görüntüsü arasındaki ilişkiyi kavradılar. Kendi hayatlarından yola çıkarak, hayal güçlerini harekete geçirerek resimleri çözümlemeye çalıştılar. Nuri İyem'in "Köylü Kadınlar'ında, resmin tarif ettiği kadınların benzerlik ve farklılıkları üzerinde ısrarla durdular. "Kadın İmgeleri" sergisinde yapıtlar arsındaki ilişkiden hareket ederek yaptıkları yorumlar sanatçıların anlatım biçimlerinden kişiliklerine kadar uzanıyordu.

    Çalışmanın ikinci evresinde yaptıkları resimlerde kimisi Burhan Doğançay'dan etkilenerek kolaj tekniğini kullandı, kimisi kopya çalıştı, kimisi de bağımsız. Kimisi resmine bir isim verdi, kimisi "isimsiz" ismini verdi, kimisi de isim vermedi. Üretimlerin genelinden anlaşılıyordu ki; çocuklar sergiden etkilenmişlerdi.

    Bu yıl katılımcı olan sanat kurumlarının artış göstererek 118'e ulaştığı, kültür ve sanat alanında bir gündem oluşturan İstanbul Sanat Fuarı'nda, kanımca Eczacıbaşı Sanal Müzesi, fuar ziyaretçileri ve çocuklar için başarılı bir çalışma yürüttü. Kültür ve sanat ortamında bugünün ve geleceğin sanat takipçilerini, sanat severlerini etkinleştiren, katılımlarını arttıran unsurları yaratmak ve ya bir araya getirmek, ortamının temel olarak ihtiyaç duyduğu önemli bir gelişmelerdir.



  • Yenilikler & Öneriler Benim Koleksiyonum Ödüllü Bulmaca Beş Bölgeli Büyütme Uluslararası Sanat-Linkleri Sanatçı Atölyeleri Üyelik

    Anasayfa | Koleksiyonlar | Sergiler | Araştırarak Öğrenmek | Etkinlikler | Araştırma Kaynakları | Sanatçı Sayfaları
    Paneller | Bilgi & Haber | Site Haritası